PARİS – 2016

Beni takip edenler bilir, genellikle Avrupa vizelerimi İspanya’dan alıyorum abim orada yaşadığı için ancak süre kapsamında tatmin olamadığımdan dolayı bu sefer Fransa’dan almak istedim ve beni orta seviyede memnun eden bir vize aldım. Biliyorsunuz ki, vizeyi nereden alırsanız ilk oradan girmeniz gerekir ve ben de bu fırsatı değerlendirip belki de hiç gitmeyi düşünmediğim Paris’e gittim. Paris’e gitmemin sebeplerinden biri şehrin bisiklet turu programı olması, neredeyse hiç tepe olmamasından mütevellit kolay yürünen sokaklar ve LOUVRE Müzesi. Yıllarca sanat yönetimi okurken Louvre ve koleksiyonuna maruz kaldık, görmek bu yıla nasipmiş bakalım.

img_9793

Öncelikle Paris’de ulaşım inanılmaz kolay çok hoşuma gitti bu özelliği 100 metrede bir istasyon mevcut ancak gelin görün ki benim kullanmam gereken hat gitmiş olduğum 3 gün boyunca tadilattaydı. Bu kapsamda bol bol yürüdüm işime yaradı diyebilirim. Fit bir tatil yaptım. Şaka bir yana yaklaşık 35 km yürüyerek kendi rekorumu kırdığımı düşünüyorum.

img_9609

Havaalanına erken iniş yaptım. İnişten sonra Terminal 1 – 32. Perondan kalkan otobüsüme bindim LE BUS DIRECT ile Gare Montparnasse’da otelimin olduğu bölgeye doğru yol aldım ki gezimde en çok sevdiğim yer burasıydı. Butik kafeler ve otellerin olduğu bu bölgede çokça Turiste rastlamak mümkün. Otobüs Yolculuğu yaklaşık 1,30 saat sürüyor yalnız haberiniz olsun bayağı uzun bir yoldu bitmek bilmedi. Yalnız havaalanında ilk defa çıkışı bulamadım, terminal çember şeklinde tasarlanmış dön babam dön. Bir türlü bitmek bilmedi ve yönlendirme yetersizliği olduğunu düşünüyorum, kendimi başka bir kapıda buldum çünkü…

Neyse sağ salim otelime ulaştıktan sonra çoktan hazır olan odama check-in yaptım. Şaşırdım çünkü 11’de odam hazırdı ve bu beni inanılmaz sevindirdi. Odama yerleştikten sonra rotamı çizdim ve yürümeye başladım. Shakespeare and Company’den başladım. Ardından Notre Dame Katedrali, Pompidou Merkezi oradan Louvre Müzesi, ardından City Pharmacie  ve otele geri dönüş. Çok güzel bir rota olmuştu bu. Neredeyse görmek istediğim pek çok yeri görmüş bulundum. Ancak City Pharmacie kapalıydı bu yüzden şansızdım oraya bir kez daha gitme kararı aldım. Keza Paris’in en meşhur eczanesinde almam gereken dermokozmetikler vardı.

Şehir hareketli, sevimli, bu arada ufak yemek molaları verdim ama daha çok sağlıklı ve clean eating hareketimden vazgeçmedim. Genelde ızgara üzerinden gittim ve evet krep yemedim, mideme dokunan bir şey olduğu için tercihim değil. Evet biliyorum çok ünlü ama yapabilecek bir şeyim yok.

img_9627

Louvre’dan bahsetmek istiyorum biraz. Hayatımda gezdiğim açık ara fark (kalabalık olmasına rağmen) en güzel, en beğendiğim müze oldu. Çok uzun bir süre hiçbir müze yerini alamayacak. E tabi Mona Lisa’yı da görmüş olduk yakından bir inceledik. Bu da sevindirmedi değil. O kadar fazla yürüdüm ki o gün. Aslında Louvre tam olarak bitmedi ama ben görmek istediğim eserleri görüp hızlandım.

Otel’e giriş yaptıktan sonra hemen yakınlarda konumlanan Le Smoke restoranına gidip belki de hayatımda yediğim en güzel keçi peynirli salatayı yedim diyebilirim. Hoş müzik eşliğinde salatamı yedim ve inanılmaz sevinerek otelime geri döndüm.

img_9674

İkinci gün Arc de Triomph’dan başladım. Zafer takını gördükten sonra da Eiffel Kulesi’ne yöneldim. Bu iki yapıyı iyice fotoğrafladıktan sonra soluğu otelin orda aldım ve güzel bir yemek yedikten sonra city pharmacy’e doğru yürüdüm ve dermokozmetik alışverişimin yanısıra homeoplasmine ve biafine kremlerini aldım. Bunlar Fransa’nın en kıymetli kremleri. Her şeye iyi geliyor diye söylenir genelde.

img_9676

Cityoharmacie’den sonra Montparnesse Tower’a çıkıp puslu bir hava olmasına rağmen Paris manzarasının keyfini çıkardım!

 

Reklamlar