Çanakkale – Yenice 2017

19 Mayıs’ın Cuma gününe denk gelmesinden mütevellit, Perşembe akşamı iş çıkışında Çanakkale – Yenice yollarına koyuldum. Önce Bandırma’ya gidiyorum hızlı feribot ile oradan da dayım beni alıyor ve yol durumuna göre 1 ya da 2 saat sürüyor Çanakkale. Eğer sizi alacak bir dayınız yok ise Bandırma garaja gidip oradan Yenice’ye giden şehirlerarası otobüsleri kullanabilirsiniz.

Bu yazımda sizinle ay şöyle güzel tatildi böyle güzel eğlenceydi diye anlatmayacağım çünkü bu sefer ailemle birlikte vakit geçirdim ancak diğer bir yandan da doğa ile iç içe geçirdiğim günler sayesinde de yenilendim.

Yenice, Kaz dağlarının eteklerinde konumlanan küçük bir yerleşim bölgesi… Büyük market zincirlerindense hala bakkalların işlev gördüğü, paketlenmiş gıda yerine doğalının tercih edildiği, köy halkının birbirini tanıdığı ve birbirinden yardımı esirgemediği öyle masallarda olan bir yer gibi geliyor eğer benim gibi İstanbul’un karmaşasından çıkıp giderseniz oralara. Belirtmem gerekir ki, günde üç kez şekerleme yaptım oksijen fazlalığı yüzünden.

Eve vardığımda akşam geç vakit olmuştu çoktan ancak bu civcivleri görmemi engelleyemezdi. Bu sene bahçe hayvancılığı yapmaya başlayan dayımın tavukları ve yeni civcivleri vardı. O kadar sevimliler ki. İstanbul’da aldıklarınız gibi ölmüyor büyüyor tavuk oluyorlar. Gerçi bugün izlediğim belgeselden sonra uzun bir süre hayvansal gıda tüketebileceğimi zannetmiyorum. Yani civcivleri sevdikten sonra tavuk yemek filan olmuyor.

Hep derim ki sabah kalksam yürüyüşümü yapsam, ondan sonra çarşıdan tazecik yiyecekler alsam, eve gelip kahvaltımı yaptıktan sonra işe güce koyulsam. Ne yalan söyleyeyim geçtiğimiz üç gün boyunca aynen bu dediğim şekildeydi her şey. Çok güzel bir dağ yürüyüşü, mükemmel bir kahvaltı, biraz iş ve uyku… Yenice’de çok güzel bir Enduro parkuru var pratik yapmak isteyenler için. Doğal parkur. Aynı zamanda paraşüt ile atlama gibi “çılgın” aktiviteler de mevcut.

Yukarıdaki gibi minnoşlar yürüyüşünüze eşlik ediyor. Köy halkı kedi köpek ayırt etmeden sevgiyle besliyor. Bu sadece peşimizden gelenlerden biri. Bir tane dostumuz bizi çarşıdan eve kadar takip etti ama evde 5 köpek olmasından mütevellit içeri giremedi fakat iyice karnı doyuruldu.

Cumartesi günü de hayır için köy parkında gödek pek çoğunuzun bildiği ismiyle pişi pişirildi. Bu hayırı da bu sefer bizimkiler yapıyordu. Ortaya çıkan manzara inanılmazdı. Çok lezzetli ve keyifli bir akşam geçirdik. Yöresel gözlemlerin yapılabileceği bir gündü. Sevimli Ege aksanı, pomaklar, yörükler… İnanılmaz bir kültürel buluşma gibiydi. Tepeleme gödek yedi herkes, evlerine de götürmek üzere mendillere de sardılar… Afiyetler olsun efendim.

Gödek hamurunu kızgın yağa atmak için hazırlayan teyzem ve daha niceleri. 🙂

Bu da toplu gödek fotoğrafı. Reçel, peynir ve zeytinle yeniliyor. Tazecik o kadar güzel ki…

Dağda gezerken topladığım kekik ve peynir ile afiyetle yedim. Üç gün kendime terapi yaptım resmen..

Devam edeceğim yazmaya…

Sevgiler

@itsmuesday

Reklamlar

Klasik Yulaf ve Meyve Kahvaltısı

Malzemeler • 30 gr yulaf • 1 bardak süt • 50 gram Çilek • 12 adet yabanmersini • 1 tatlı kaşığı ev yapımı fıstık ezmesi • 1 çay kaşığının ucu ile hindistancevizi yağı • 1 çay kaşığı chia • 1 çay kaşığı keten tohumu • Tarçın

Kahvaltılarımın yüzde ellisi yulaf içerikli oluyor. Genelde derin tabakta yiyorum ama bugün malzemelerin miktarını daha iyi gösterebilmek adına düz tabağa taşıdım yulaf lapamı. Şöyleki, sütün bir miktarını kahve için ısıtmaya ayırmak suretiyle yulafımı ve sütümü mikrodalga fırında 4 dakika boyunca pişiriyorum.

Yulaf fırından çıkınca tarçın, hindistancevizi yağı, keten tohumu ve chia’yı ekliyorum. Üzerine doğradığım meyveleri ve yer fıstığı ezmesini ekliyorum.

Afiyetle yiyorum 🙂

İnanılmaz doyurucu oluyor benden söylemesi.

Muck

Yeni hafta ve yeni tariflerim

Herkese merhaba yine yeniden… Bugünlerde sağlıklı beslenme konusunda pek çok şeye kafayı takmış durumdayım. Öncelikle belirtmem gerekir ki herkes saçma sapan bir özgüven ile eleştiri yapıyor ona buna. Tek söyleyebileceğim bir şey var; sana ne? Kim ne isterse nasıl isterse onu yer, lütfen herkes kendi hayatına odaklansın. Kendi hayatınız dışındaki insanların hayatını bilmeden eleştiremezsiniz nokta. Neyse. Devam edelim. Şöyle ki ben bu hafta evdeydim ve kendime güzel şeyler hazırladım onları sizlerle paylaşmak istiyorum efendim belki ilham gelir filan.

Pazar günü 4K koşu + 2K yürüyüş  yaptıktan sonra 6 set karın hareketleri ile taçlandırdım antrenmanımı, eve gelirken de marketten füme somon ve roka aldım. Dedim ki şöyle güzel bir salata yapayım kendime hem balıklı hem de kepekli makarnalı. Şöyle ortaya karışık bir şey oldu.

MALZEMELER

  • 3 Yemek kaşığı Maş Fasulyesi
  • 2 Yemek kaşığı Haşlanmış Börülce
  • 50 gram Kepekli Makarna
  • 55 gram Füme Somon
  • 4 adet küçük domates
  • Roka
  • 1 adet kuru kayısı
  • Dereotu
  • Balzamik sirke

YAPILIŞI

  • Maş fasulyesi ve makarnayı ayrı ayrı haşlayın.
  • Roka ve dereotunu yıkadıktan sonra ince ince kıyın
  • Kuru kayısıyı da yıkayıp ince ince doğrayın.
  • Domatesleri ikiye bölün.
  • Bütün malzemeleri karıştırın
  • Balzamik sos ile tatlandırın.

Gerçekten doyurucu bir salataydı ve afiyetle yedim. Ondan sonra akşam canım tost gibi bir şey çekti ama vakumlu poşeti açılmış somonu bekletmeyi sevmediğimden dolayı aşağıda görmüş olduğunuz mis gibi labneli somonlu kanepelerimi yaptım. İki dilim ekmek, labne peyniri, somon ve dereotu birleşimi ile hafif bir akşam yemeği. Kurtarıcım.

Yine sabahların vazgeçilmesi yulafımı da paylaşayım. Aslında sağlıksız olmasına rağmen (kime göre neye göre) ben mikrodalgada pişiriyorum yulafımı. 4 dakika bol süt ile. O zaman resmen kek oluyor diyorum kimse bana inanmıyor. Deneyin ve görün. Leziz nefis.

Sürekli yulaf yediğim için bu sabah kendime rokalı, salçalı omlet yaptım. Valla buradan pizza gibi gözüküyordu. İnanılmaz lezzetli oldu. Olay susam yağında a dostlar.

Afiyetler olsun.

Muck.

 

FIT TARİFLERİM

Yeniden merhaba dostlar. Bugün böyle canım sıkkın, hava ılık ama sisli filan derken her zamanki gibi mükemmel bir kahvaltı hazırlayarak kendi terapimi gerçekleştirmiş bulunmaktayım. Ofise de geldim, kahvemi demledim. O zaman son birkaç gündür neler yediğimi sizlerle paylaşabilirim.

Öncelikle yeni buluşum küçük tavada bir yumurta. Tam yuvarlak krep gibi oluyor. Yağı mendil ile sürüyorum tavaya yani eser miktarda yağ söz konusu yağ yemekten korkanlara. Zeytinyağı ya da susam yağı tercihim, isteyen avokado ya da hindistan cevizi yağı kullanabilir rahatça.

Tavayı iyice ısıttıktan sonra 1 adet çırpılmış yumurtamı iyice arkalı önlü pişiriyorum omlet gibi. Ondan sonra üstüne labne peyniri sürüp avokado ya da çilek ekliyorum. Rulolar halinde de servis ediyorum. Çilekli olan tatlı krep gibi oluyor, avokadolu olan ise tuzlu. Mis gibi mis.

Yukarıda görülen avokadolu olan. Yumurta az yağlı yapışmayan tavada pişince krep görünümünü alıyor hafif delikli yüzey oluşturuyor. Labne ile çok uyumlu oluyor avokado ilerleyen dönemde başka bir şekilde deneyeceğim, fit olmak insana neler yaptırıyor Tanrım.

Bu da favori versiyonum çilek labne ve yumurta, ekmek yerine yumurta kullanıyorum gibi de düşünebiliriz. Leziz, nefis.

Sonuç olarak da ortaya yukarıdaki gibi bir tabak çıkıyor. Totalde 10 dakikada hazırlıyorum ben sabahları böyle bir tabak yemek istersem. Yanına da her zaman ki gibi kahvemi yudumluyorum. Balkonda ağaçları, çiçekleri, böcekleri filan izliyorum.

Geçen akşam evde yemek hazırlayabilme fırsatı yakalayabildiğim için hemen fotoğraf makineme sarıldım. Süper lezzetli haşlanmış tavuklu salatam. Salatalarımın  içine kurudut , kurukayısı ya da kuru yaban mersini katmayı çok seviyorum. Açıkcası balzamik sirke ile birleştiklerinde nar ekşisi gibi bir tat bırakıyorlar ağzımda ama daha güzeli.

Yukarıdaki salatamda da bolca kuru kayısı ve kuru yabanmersini var. İspanyadan edindiğim tatlı kırmızı biber tozu ile de süslememi yaptım. Afiyetle de mideye indirdim.

Şu dönem yaz geliyor ya, fit olma istediği daha da bir hevesli yemek yapmamı sağlıyor. Göreceğiz bakalım neler olacak.

Afiyet olsun efendim.

Saygılar,

BREAKFAST – kahvealtı

Ok, I don’t know why but I want to write this one in English. Since I was translating all of these documents in 2 hours, my brain still thinks in English. Ok let’s go.

I’ve been telling you that nutrition is one of the most important thing is you care about your beauty. Insider beauty supports, actually creates our outsider beauty (the one that people aims to judge every single time) what I mean is you need to eat clean things, good stuff, not all the yummy stuff. Well, let’s check my latest breakfasts.

As you can see here, there is an omlette roll , which is made with sesamme oil. HAH şu an Türkçe’ye geçti beynim devam edebilirim. Diğer bir yandan bir adet salatalık. Son olarak da my favorite köy ekmeği. Köy ekmeği üzerine labne peyniri ve çilek. Son dönemde favorim bu. Annem yurdumun farklı bölgelerini gezer iken özellikle köy ekmeği depolamasına özen gösteriyorum keza bu tatlar artık şehir dediğimiz lokasyonlarda kalmadı. Such a shame, we miss those taste… Labne ve çilek 3-4 dakika beklediği zaman ekmeğin üzerine çilekli krema sürmüş gibi oluyorsunuz. Tatlı krizleriniz varsa tavsiye ederim. Nitekim yaz geliyor, pişmiş yulafa biraz ara vermiş moddayım. O yüzden eser miktarda susam yağı ile pişirdiğim yumurtamı seviyorum.

And the different version of the first breakfast dish. Bu sefer zeytin de ekledim, ve yumurta rulom sade yağsız tavada pişti. Ekmeğim ise kepekli ekmek. Son birkaç gündür bu tarz kahvaltılara ağırlık veriyorum, öğlen yemeklerimi de bir saat kadar geç yemeğe başladım ve günde 10.000 adımı mutlaka geçmeye çalışıyorum.

Pek çok yazımda da belirttiğim üzere, hareket önemli a dostlar, oturduğunuz yerden olmuyor pek çok iş. You should move, you must moooooove. And never give up.

Beach body diye kastırmıyorum ama fit olmak inanın yediğiniz tatlıdan çok daha uzun bir süre mutluluk sağlıyor size. Benden demesi. Resmen motivasyon sebebim. Bir de keşke bütün öğünler kahvaltı olsa 🙂

Sevgiler.

Yine mi Pazartesi? Evet Yine Pazartesi ve Kahvaltılarım

Bugün Salı olduğunun farkındayım ama her geçen gün uyanmak daha da zorlaşıyor. Bu hafta Cumartesi’den Pazartesi’ye hiç mola vermeden spor yaptım o yüzden biraz yorgunum, erken yatıyorum erken kalkıyorum. Erken hep erken. Ancak en sevdiğim şey de bu erken kalkmayı çok seviyorum, gün doğuşuna şahit olmayı, keyifle kahvaltı yapmayı, gazetemi okumayı, instagram‘da gezinmeyi… Üstüne de bir keyif kahvesi. Paşa gönlüm bilir modunda takılıyorum oh mis.

Her defasında üzerine basa basa belirttiğim üzre, en çok sevdiğim şey kahvaltı. Kahvaltıdan önce bir bardak limonlu su ve bir adet kuru kayısı tüketiyorum. Vücuduma öncelikle her zaman limonlu su giriyor.

Limonlu sudan yarım saat sonra filan kahvaltımı yapıyorum. En sevdiğim kombinasyonlardan biri yulaf, muz ve çilek. Bıkmadan yediğim kahvaltı tabaklarından ancak şu sıralar cidden biraz fazla abarttığımın farkındayım.

Yulafı mikrodalgada pişiriyorum ben o zaman kek gibi bir kıvam alıyor, içine biraz hindistancevizi yağı katıyorum. Cidden tatlı krizlerini çok ama çok engelliyor hoş ben tatlı sevmiyorum pek. Sadece PMS dönemlerinde içimden bir tatlı canavarı çıktığı doğrudur efendim.

Aha yine mi yulaf? Evet yine yine yine. Bu sefer elma rendeli. Elmayı hafif ısıtıyorum. Üstüne 1 çay kaşığı ucuyla doğal bal katıyorum. Mis gibi oluyor vesselam. Bolca tarçını da bastım mı üstüne ooh misler gibi.

Şu günlerde en sevdiğim fon annemin çiçekleri. Ben çiçekleri sevmeye başladım galiba. Bu arada yaban mersinine afedersiniz öküz gibi zam gelmiş. Öh YANİ.

HAFTANIN KAHVALTISI

Haftanın kahvaltısı seçtiğim yumurtalı kombinasyonum beni benden aldı açıkçası. Yine bir mikrodalga (evet çok kullanıyorum malesef) harikası. Dereotu, süt ve yumurta üçlüsünden oluşan omlet. Üstüne doğranmış füme dil ve hindi. İnanılmaz lezzetli bir kombinasyon oluyor. Ay şu an başım çok ağrıyor birazdan yazmaya devam edeceğim (12:55)

Hemen şarkımı dinleyeyim kendime geleyim.

(12:56) Kahvaltı bana göre günün en önemli öğünü. Benzin aldığım öğün gibi öğün. Biraz önce de evde pişirdiğim tavuğu yedim yanına da yoğurtlu kabak salatası ay çok uykum geldi.

Sizi mahrum etmeyeyim görsellerden daha detaylı yazacağım bir ara.

Mucks.

 

Havadan Sudan Alışverişten Spordan Bir Buket Filan

Hadi şu sıralar biraz kafamın nelere takıldığını anlatayım size, biraz da almak istediğim ürünlerden filan bahsedeyim sohbet tadında bir yazı olsun bakalım. Şöyle ki son zamanlarda aktif fitness yaşamımdan dolayı fazlasıyla tayt, bra efendime söyleyeyim spor bluz vb. ürünleri satın alıyorum. Sürekli kullandığım için bu ürünleri yıpranıyorlar haliyle. Son dönemde gençler arasında popüler olan fitness, bodybuilding falan filan neyse bir popüler oldu kardeşim hemen fırsat bilip bütün fiyatları yukarı çektiler sanki. Spor ayakkabı fiyatları neredeyse asgari ücret kadar olacak hatta şöyle söyleyeyim bir mağazaya girdiğinizde, bir spor ayakkabı, bir tayt bir bra (bra yazdığımda Word dosyası hata veriyor spor sutyeni efendim) aldınız mı bütün ay aç gezersiniz. Hadi yine ben çalışıyorum bir şekilde 3 ayda bir 4 ayda bir, bir şeyler alabiliyorum. Ancak bunu çalışıyor olmama rağmen yapıyorum çünkü içim acıyor. Verdiğim paraya içim acıyor kardeşim ya ben ürün almaktansa gezmeyi tercih eden bir insanım ben deneyimlere yatırım yaparım ama bu ne? Çok ciddiyim protesto olarak bir şey almıyorum ve sürekli yıkayıp yıkayıp giymekten taytlarım laçka olmuş vaziyette. Anlamsızca popüler olan her şey pahalı oluyor çünkü talebi görünce hemen yardırıyorlar çok teşekkürler, kafamdaki rakamlara düşene kadar indirim reyonundan ve internetten alışveriş yapmaya devam edeceğim gerekirse ali express siparişlerini bile beklerim 60 gün filan. Bu serzeniş bir yana gelelim protein barlara. Fitness kapsamında eleştirmek istediğim konulardan biri de bu, FIBO fuarındayken hangi protein barı alacağımıza şaşırdık. Türkiye’de seçenekler yok denecek kadar az. Bu da gariptir ki pek çok yulaf ezmesi markası da fiyat yükseltti. Sanırım kozmetikte taksit bitince herkes bari içimiz güzel olsun diye spora mı yöneldi ne bileyim. Neyse bu yazdıklarım şurada şöyle dursun.

İçimi kustuğuma göre şu sıralar gözüme kestirdiğim şeylerden bahsedebilirim, öncelikle SONUNDA H&M online (çevrimiçi ya anladık of)mağazasını açtığı için göbek atıyor vaziyetteyim. Eskiden Almanya’daki sitesinden benim kuzenlere sipariş verirdim. Çok alakasız en sevdiğim rujum H&M’den di. Yıl 2006 hey gidi günler hey. O yüzden birkaç bluz filan beğendim bir deneme siparişi yaptım paketim gelince detayları sizlerle paylaşırım.

Gelelim bego_fit ile ilgili gelişmelere valla kas aldım yalan yok. Güzel de besleniyorum. Dediğim gibi bir beslenme uzmanı değilim ama kendimi denek olarak kullandığım için pek çok şey deneme öğrenme fırsatım oldu. Benim küçüklüğümden beri huyum bu kendim deneyeceğim oradan öğreneceğim. Kahvaltılarımı paylaşmaya devam etmek isterim efendim, keza sabah kalkınca kendilerini özene bözene hazırlamak beni musmutlu ediyor.

Annemin menekşeleri arasında bir çilek, ahududu ve yabanmersini rüyası ve el yapımı fıstık ezmesi. Sabahları taze meyve yemek hoşuma gidiyor, kışın uzun bir süre yulaf lapası ve meyve tükettim ama yaz geldikçe yumurta daha hafif gelmeye başladı sanki.

Fıstık ezmemin bittiği günler, sadece fıstıkla yetinebildiğimi anladığım günlerdi. Çilek ve yabanmersininin müthiş ötesi uyumu.

Bazen bir simit peynir domates bile aşk ile yenilebilir eğer yanınızda en sevdiğiniz varsa. Sürekli kendimi kısıtlayamam arada şımartmam da lazım!

Tarçını sevdiğimi cümle alem biliyor değil mi?

İşte burada biraz duralım… Sabah kahvesi olmazsa olmazlarımdan bunu bir milyon kez dile getirdim ve getirmeye de devam edeceğim farklı bir tutku benim için kahve. Özellikle farklı kupalar denemeyi de çok severim. Bu kupa annem ve babamın Budapeşte ziyaretinden bana getirdikleri kupa. Kedili el yapımı olan kupayı alırken altında etiket varmış. Etiketi çıkarttıkların da ise B.K harfleri ile karşılaştık çok şaşırtıcı. Sebebini siz anlayın ben öyle her şeyi armut piş ağzıma düş anlatmayacağım canım aaa.

Tam görselleri düzenlemem bitti derken favori versiyonum önüme çıktı, ballı tarçınlı elma! Nihohoho

 

İşte ben sabahları %90 oranında bunları yiyorum. Mis… Ancak dediğim gibi bol bol da spor yapıyorum. İlk paragraftaki serzenişime bir yenisini daha ekleyerek 7 TL zam gelen yulaf markamı da tebrik ediyorum çok teşekkürler gerçekten. Her sabah tükettiğim bir şeye 7 TL ne ya? Yine duygularımla oynadınız hislerimi alt üst ettiniz artık yulafınıza olan aşkım bitti yumurtaya geçeceğim.

 

Sevgiler Mevgiler.

Kahvaltılara Devam

Günün en önemli öğünü kahvaltı diyorlar ya hep evet doğru. Ben bunun sağlık ile ilgili durumunu değil motivasyon kısmını anlatacağım. Açıkçası sabah kahvaltımı hazırlamak bana bir terapi gibi geliyor. Vaktim yok lafını kabul etmiyorum. 9’da iş başı yapan ve işe yakın konumlanan bir yerde oturan bir şahıs olarak 6:20’de kalkıyorum bunları hazırlayabilmek için. Eğer geceden hazırlasam daha geç kalkabilirim. Yani bu aslında sizin elinizde. Benim felsefemde bahaneye yer yok. Bahaneler anca mızmızların işidir. “Neysaaa” der ünlü düşünür annanem. Devam edelim.

Şöyle ki kahvemi içtiğimde ve yulaf lapamı yediğimde tamamen kendime geldiğimi hissediyorum. Rengarenk tabağımı özenle hazırlıyorum. Bu beni mutlu ediyor. Yani bireysel kapsamda baktığımda güzel bir kahvaltı neşelendiriyor beni. Bu hafta yediklerime göz atalım. Her zamanki gibi meyveleri taze bitirmek için kasmışım, net!

Yulaflı Tabak - I

Işık her zaman böyle olmuyor malesef, malum sabahları kalktığımızda zifiri karanlık olduğu için her yer, fotoğraf çekene kadar canım çıkıyor. Bunu bu pazar geç kahvaltı yapar iken çektiğimden mütevellit detayları ziyadesiyle belli olan bir tabak. Nasıl seviyorum öyle böyle değil. Bir kere Skippy Crunchy Peanut Butter her şeye değer ya nasıl bir lezzettir nasıl bir enerjidir o! Aynı zamanda frambuazlarımı artık donmuş alıyorum malesef çünkü tazesi çok PAHALI. Protesto ediyorum.

Pazartesi yuladı

Bunu bu sabah yedim. Artık yulaf lapamın içine biraz keten tohumu katıyorum. Potasyom ve protein açısından zenginleştiriyorum tabağımı. Tarçını, hindistancevizi yağımı da ihmal etmiyorum hatta abartıp tarçını kahveme de serpiyorum az biraz neden çünkü CANIM ÖYLE İSTİYOR. Zaaa. Muz candır.

Yulafs

Yukarıdakilere çok benzer ama aynı olmayan tabak. Tat açısından benzer olabilir evet ancak bu meyvelerin de taze tüketilmesi gerekiyor be kardeşim hemen bozuluveriyor.

Kahvaltı güzel iş vesselam, uğraşlı. Vakit bulun kahvaltı yapın, benzinsiz gitmeyecek araba bunu biliyorsunuz, bu yüzden kendinizin de benzinini bilin.

Herkese iyi kahveler bol sporlu haftalar, hepiniz incecik olun inşallah. tü tü tü tü

 

@bego_fit

ZEN MARKET MADRID 09.2016

Zen Market Restoranındaki manzara ^^ Futbol severler için özel kısım, uzakdoğu mutfağı ve futbol sevenlere duyurulur :)

Zen Market Restoranındaki manzara ^^ Futbol severler için özel kısım, uzakdoğu mutfağı ve futbol sevenlere duyurulur 🙂

Madrid’de son günlerime yaklaşırken ailecek ziyaret ettiğimiz restoran Zen Market, öncelikle dekorasyonu ile kişiyi büyülüyor. Keza ışıklandırma sisteminin başarılı olduğu bir mekan ve yerken mistik bir ortam sağlıyor bu sistem. Bu sebeple beynimizde yerleşmiş mistik uzak doğu klişesini damarlarınıza kadar yaşıyorsunuz. Mekandaki koku da yemeklerdeki bol sarımsak ve sosa rağmen, tütsüyle karışık sandal ağacı kokusuydu, bu da iştah açıcı bir detay tabi… Demem o ki restorana ilk girdiğiniz andan itibaren atmosfer sizi içine çekiyor. Bu sebeple restoranda geçirdiğiniz vakit size huzur veriyor.

Sebebini bilmediğim, son zamanlarda yaşadığım düşük fotoğraf kalitesi problemine sitem ederek yine yazayım, şu kare restorandaki en sevdiğim karelerden biri. Özenle tasarlanmış masalara saygısızlık edemem ^^

Sebebini bilmediğim, son zamanlarda yaşadığım düşük fotoğraf kalitesi problemine sitem ederek yine yazayım, şu kare restorandaki en sevdiğim karelerden biri. Özenle tasarlanmış masalara saygısızlık edemem ^^

Restoranın menüsü geniş. Çin, Japon ve Thai mutfaklarından tatlar yakalamak mümkün. Bence menüdeki tek eksik İngilizce… İngilizce menülerinin olmaması uzak doğunun dışa kapalı kültürünün de bir göstergesi bence. Bu durum benim hoşuma gitmiyor. Sonuçta turistik bir yerde sadece İspanyolca ve Çince menü olması biraz garibime gidiyor. Hani İspanya’nın kasabalarından birinde yerel bir mahalledeki kafeye gitsek bunu anlarım ama bu tür prestijli yerlerdeki bu inadı “kültürden ödün vermemek” bahanesi altında gerçekleştirmelerine anlam veremiyorum. Google translate ya da abim olmasaydı cidden sıkıntı yaşardım. Korece menü olsa onu bile alırdım daha iyiydi. Bu restoranda beni en çok rahatsız eden durum oldu nitekim etrafımızdaki masalara baktığımda turist oranı oldukça yüksekti, sonuçta “o piti piti” (aslına o pity de işte yılların verdiği  piti piti) yaparak ya da kocaman menüyü tek tek tercüme ederek anlamanız mümkün değil. Pek sevdiğim loş ışık sebebiyle fotoğraftan da çeviri yapamıyorsunuz, flaş menüde patladığı için algılamıyor.

Tam masamızın üstünde konumlanan ampülümtrak enstelasyonumsu ışıklandırma...

Tam masamızın üstünde konumlanan ampülümtrak enstelasyonumsu ışıklandırma…

Evet menü ve dekorsayona göz gezdirdikten sonra lezzetlere gelebilirim. Şöyle ki artık bir uzak doğu mutfağı uzmanı olarak tanımlamaktan çekinmiyorum kendimi yaptığım 4562 tane Kore gezisinden sonra çeşitli uzak doğu tabaklarından pek çok kez yiyebilme fırsatı yakaladım. Hem de orijinal lokasyonunda… Bu sebeple önümüze gelen yemekleri daha “uyuz” ve “acımasız” bir şekilde yedim. Nihohoho! Tabi ki böyle bir şey yapmadım, hepsini keyif alarak aheste aheste yedim benimki latife, neyse sadede gelelim.

Başlangıç olarak sushinin kendi içinde farklı uygulamalarından biri olan Uramaki.

Başlangıç olarak sushinin kendi içinde farklı uygulamalarından biri olan Uramaki.

Aaaa bu fotoğraflarım neden böyle çıkıyor en kısa zamanda görselleri bir update edeceğim. Canımın içi fotoğraflar hiç böyle bir problemle karşılaşmamıştı neyse… Uramaki ile güzel bir başlangıç yapalım dedik. Uramaki, sushi arasında “inside out” olarak bilineni. Nori (yosunu) içeride ve pirinci dışarıda konumlanıyor aynı zamanda karidesi de pişmiş (Iyy çiğ mi bu diyenlere, hem çiğse çiğ, siz hiç çiğ ton balığı yediniz mi leziz bir şey). 10 üzerinden 7 (Sosundan kaybettim tatlım)

Fried rice Çin kökenli bir Kore yemeği aslında... Burada da sunumu aynı Kore'de olduğu gibi...

Fried rice Çin kökenli bir Kore yemeği aslında… Burada da sunumu aynı Kore’de olduğu gibi…

Günün başarılı yan yemeklerinden biriydi kızarmış ya da kızartılmış pirinç. Özellikle yumurtası tam olması gereken kıvamdaydı ve sıcak pilavla karıştırdıkça daha de pişti ve pilavı birbirine yapıştırarak sebze sosunun harmanlanmasını sağladı. Tabi ki severek yedik 10 üzerinden 8. Daha güzellerini yediğim için 2 puan gidik. Bir Kimchi Fried Rice değil yani…

Bildiğiniz Tavuk...

Bildiğiniz Tavuk…

Bu yemeğin pek bir olayı yok ancak bu restoran sanki tatlı-ekşiyi tatlı ekşi ve acı olarak algılamış. Acı baharat yiyebilme derecesi Kore’lilerden fazla olan biri için bile acıydı sosu. O acı bize öyle şeyler içirtti ki. Sizi gidi  sizi! Ama güzeldi şimdi yalan yok. 10 üzerinden 6 çünkü hayal ettiğim gibi olmamasının yarattığı boşluk. Kalbimde hala kapanmadı.

Bu fotoğrafları düzenlemeden daha fazla yazmayacağım. Yediğimiz denediğimiz 4562 tane daha tabak var. 11 kişi olunca akşam yemeği sonsuza doğru uzuyor tabi. Şu fotoğraf olayını halledip en kısa zamanda yazımı tamamlıyorum. Biraz içerik girip trafik akışını sağlayayım diye yazdım bizde yalan yok! 🙂 aHAHAH hadi öptüm hepinizi. Bu fotoğraf olayı canımı sıktı çok.

 

KALİTELİ BİR SEYAHAT İÇİN NELER GEREKLİ?…. “2”!

“Kaliteli bir seyahat için neler gerekli?” yazımda sizlerle süper gizli düşüncelerimi ve deneyimlerimi paylaşmıştım. O zamandan bu zamana seyahat edip, önerilerimden uygulayıp memnun kalan varsa ne ala. Umarım işinize yaramıştır. Şimdi gelelim bir diğer bölüme… Acıktınız ve güzel bir restoran arıyorsunuz, bir şeyler yemek istiyorsunuz ama karar veremiyorsunuz… Yine gözlemlerime dayanarak kendi çapımda takip ettiğim durumları, uyguladıklarımı sizlerle paylaşayım diyorum; buyurun başlayalım.

Yemek mevzusu: Google Maps, Yelp, TripAdvisor, Zomato… vb. uygulamaların yanı sıra içgüdülerinize yön verecek öneriler geliyor; ** ondan önce neden Google Maps dedim ilk başta, birinci yazımı okumuş olanların da anlayacağı üzere çok detaycı bir kişiliğim, bu kapsamda kalacağım hostelin etrafındaki yerleri Google Maps’ten açıp, bulup teker teker inceliyorum, evet ben deliyim. Devam edelim;

  • Kahvaltı: Kahvaltı benim için günün en önemli öğünü, kahvaltısız asla adımımı atmam dışarı. Bu sebeple kaldığım yerde kahvaltı benim vazgeçilmezlerimden. “Bed & breakfast” kelimesini okudukça bile içim açılıyor, rahatlıyorum. Bu sebeple kahvaltıyı genelde konakladığım yerde yaparım. Beğenmediğim bir durum var ise hostele yakın bir yerde yaparım sıkıntı yok yani o kahvaltı yapılacak; nitekim hostel gibi “lüks” kavramından biraz da olsun uzak olan yerlerin etrafında emin olun ki çok güzel kafeler ve restoranlar konumlanır. Genellikle bu tip yerler ucuzdur. Şu ana kadar hiç şaşmadı.

USA Hostels San Francisco’yu ele alalım. Kore Restoranı, Tayland Restoranı, Hamburgerci, Endonezya Restoranı, Pancake Kafesi hatta adını unutmadığım Joy’s Place sadece 30 saniyelik yürüme mesafesinde. Kimi de sadece karşı kaldırımda. Buralarda en fazla 10-15 dolar harcarsınız full + full bir menü kapsamında ki Amerika söz konusu olduğunda bir porsiyon üç kişiyi doyuracak büyüklükte bunu da unutmayalım… Kahvaltılar daha da ucuz… Seoul JK House‘u ele alalım, Sinchon‘un göbeğinde dışarı çıktığınız anda herhangi bir şey yiyebileceğiniz bir yere olan uzaklığınız 2 metre filan… Yani diyeceğim o ki gittiğiniz yerde çok meşhur olmayan bir yer yoksa kahvaltıyı gezmeye çıkmadan yapmaya özen gösterin. Sabah depolayacağınız o enerjiye ihtiyacınız var. Kahvaltı kapsamında, eğer hostelde yapıyorsanız ve yemek istediğiniz daha farklı şeyler var ise, bunları marketten temin edebilir ve misafirlere ayrılmış buzdolabında tutabilirsiniz. Fıstık ezmesi mi istiyorsunuz? Alın ve saklayın, hatta Avrupa’da Amerika’da daha doğrusu pek çok yabancı ülkede tek kişilik kahvaltılık ürünler de mevcut, tüketip çöpünü atıyorsunuz o kadar da pratik yani… Ama ben genelde hiç uğraşmıyor kahvaltımı hostelde yapıp, diğer öğünlerimi yavaşça ve afiyetle yiyorum. Şu detayı vermeden de geçmek istemem; USA Hostels’de kendi pancake’inizi yapabiliyorsunuz, sabah görevliler hamurunu hazırlıyor sizde yapıyor akçaağacı (yanılmıyorsam çevirisi bu idi) şurubunuzla afiyetle yiyorsunuz. Bak yazarken de canım çekti…

NOT: Hostel kahvaltısı dünya genellemesine vurursak, sandviç – yumurta – ekmek – reçel – krem peynir ve çay/kahve kıvamında olur. İstisnalar elbet var.

  • Öğle Yemeği: Gezdiniz, yoruldunuz, ay biraz soluklanayım dediniz. Ayaklarınızı vurdu belki ayakkabılarınız, ama checklistinizde yara bandı olduğu için çantanızda vardı ve kullandınız. Şimdi nerede yiyeceğinize karar verebilirsiniz. Önce etrafınıza bakın, öğle yemeği seçmedeki en öneli kural, restoranın – kafenin – yemek yenilecek yerin kapısındaki “KUYRUK” Şu denklemi asla unutmayın. Ne kadar kuyruk o kadar lezzet… Dolores Park’ın orada Tartine Bakery vardır. Öyle bir kuyruğu vardır ki bir saat bekleyeceğim diye korkarsınız ama sıra 20 dakikada gelir merak etmeyin. Bu yüzden çok kuyruk, uzun kuyruk = bol lezzet. Bunun yanı sıra “LOKAL”arkadaşlara sormak da başarılı sonuçlara ulaştırır. Bunlar kimler? Hostel’de resepsiyonda çalışanlar… En güveniliri Hostel’de çalışanlar olacaktır (Siz yine de dikkat edin). Onlar birçok yeri bilirler. Bu yerler genelde güzel olur. Bu yüzden gezinizi planlamadan önce onlara sorabilir, yemek yerinize ona göre karar verebilirsiniz. Diğer bir unsur ise “SOKAK YEMEKLERİ” . Yurtdışında ne zaman sokaktaki bir kiosktan, seyyar satıcıdan yesem hep lezzetli hep lezzetli. Sonuncu unsurum ise arama motorları ile kesişiyor. Gitmeden önce yapacağımız araştırmadan bahsetmiştim. Hangi arama motorunu kullanıyorsanız ona sırasıyla soruyorsunuz, ben sorduklarımın Türkçe mealini sizlerle paylaşıyorum; Seoul’u ele alalım hep Amerika’dan gitmeyelim.
  1. Seul’de ne yenir?
  2. Seul’de kışın ne yenmelidir?
  3. Seul seyahati blog
  4. Seul’de yediklerimiz blog
  5. Seul yemekleri
  6. Seul’de ucuz yemek
  7. Seul’de en lezzetli kafe
  8. Seul’de kesinlikle yemeniz gerekenler.
  9. Seul geleneksel yemekleri
  10. Seul’de öğle yemeği için en popüler yerler

NOT: Korece’de Seul, SO-UL diye telaffuz edilir. Aslında doğrusu “Seul’de değil Seul’da”dır. Bunu da buradan belirteyim.

Kimi zaman o kadar üşenirsin ki gider hamburgere sarılırsın. Eğer söz konusu in&out ise wohooo! Photo: itsmuesday

Kimi zaman o kadar üşenirsin ki gider hamburgere sarılırsın. Eğer söz konusu in&out ise wohooo! Photo: itsmuesday

Bu soruları 100’e kadar çıkarabilirim. Özellikle gezginlerin, bloggerların, bloglarında yer verdikleri yerlere gitmeniz en azından daha önce hakkında yapılan yorumları bildiğiniz bir yer olacaktır. Kafanıza yatan yerleri not edip gidebilirsiniz. Seul’de genelde böyle yaptım… Bu kapsamda daha verimli değerlendirme yapabilirsiniz…

Asla yapmamanız gereken şeylerden biri de “AŞIRI TURİSTİK” yerlere bütün paranızı yatırmak. Kimi zaman güzel şeyler çıkar elbet ancak genel kapsamda para tuzağı oluyorlar. Normalde 3’e yiyebileceğinizi 5’e yiyorsunuz. Öyle yapacağınıza o 2 ile güzel bir şeyler daha yiyin (Yine matematiğimi konuşturdum süperim!).

BONUS: Bazen altıncı hissinize güvenmek ya da menüyü okuyarak hareket etmek de uygun olabilir. Neden olmasın?

BONUS 2: Öğlen yemeğinden önce kahve mi içmek istiyorsunuz? Butik kafeleri tercih ediyorum. Genelde tatlılara bakarak karar veriyorum. İyi tatlı = iyi kahve gibi bir algım var. Şu ana kadar hep memnun kaldım. Eğer tatlı yok ise kokuya göre hareket edin 🙂

Bu maddeyi özetlemek gerekirse, bir yerde yemek yemeden önce;

  • Kuyruk nerede uzun ise oraya yöneliyoruz. Kuyruk nereye biz oraya!
  • Gittiğimiz yerde yaşayan kişilere sorular yöneltiyoruz (dikkatli olmak koşuluyla) spesifik olmak gerekirse kaldığımız yerdeki çalışanlara sorular soruyoruz. Sakın yoldan geçen bir vatandaşı çevirip de nereye gideyim nerede yiyeyim diye sormayın ha.
  • Sokak Yemeklerine güveniyoruz, onlara sahip çıkıyor ve onları seviyoruz.
  • Arama motorlarında araştırmanın dibine vuruyoruz!
  • Aşırı Turistik yerlerden korkuyor kaçıyoruz.
Kimi zaman el yapımı Noodle ile coşarız! Photo: itsmuesday... Aman allahım ne lezzetli bir şeydi bu.

Kimi zaman el yapımı Noodle ile coşarız! Photo: itsmuesday… Aman allahım ne lezzetli bir şeydi bu.

Akşam Yemeği: Akşam yemeği ayrı bir sanattır seyahatlerde. Genelde olanı söyleyeyim. Araştırıyor, araştırıyor ve karar veriyorsunuz ama daha sonra hosteldeki oda arkadaşınızla en yakındaki restorana gidip karnınızı doyuruyorsunuz. Çok gezdiğimden ötürü genelde böyle oluyor, olmadığı zamanlarda ise akşam akşam nerede kuyruk var diye gezmiyorum. Akşam yemeği bu kapsamda sıkıntı… Eğer tek başımaysam ve gittiğim şehirde arkadaşım yok ise, çeşitli makalelerde şeflerin, yerel kişilerin tavsiye ettiği restoranlara yöneliyorum (Yelp, TripAdvisor da kullanıyorum) ya da menüsü internette yayımlamış olan bir restoranı inceliyorum ona göre yolumu belirliyorum. Eğer arkadaşlarım var ise onlarla akşam yemeği yemek her zaman tercihim, hatta arkadaşlarım var ise “farketmez” modunda oluyor ve olayın akışına bırakıyorum kendimi. Akşam yemekleri genelde sıkıntı olmuyor kişisel tercihim hafif geçirmek istediğim için ancak size tavsiyem akşam yemekleri kapsamında konakladığınız yerden çok uzaklaşmamanız.  Nitekim yemek yedikten sonra bütün günün de vermiş olduğu yorgunluk daha da artıyor ve halsizleştiriyor…

Sadece bir tavsiyem, bir ya da iki gece gerçekten çok meşhur bir yerde yiyin =) Değişik bir atmosfer oluyor…

Aslında bu yazıya başlarken Tur programı nasıl yapılır diye de bir başlık açacaktım; ancak yazdıkça yazmış olduğum için yemek mevzusunun yeterinde uzun olduğunun farkına vardım. Bu yüzden bu seriyi hemen bitirmek istemiyorum ve tur programı nasıl yapılır kısmını da serinin üçüncü bölümüne bırakıyorum.

Sevgiyle kalın ^^

Madem yemekten bahsediyoruz ufacık bir bilgi de verelim, Kore'de genellikle servis takımları masanın hemen yanında konumlanır. Kendi servisinizi kendiniz yaparsınız. Güzel bir uygulama...

Madem yemekten bahsediyoruz ufacık bir bilgi de verelim, Kore’de genellikle servis takımları masanın hemen yanında konumlanır. Kendi servisinizi kendiniz yaparsınız. Güzel bir uygulama…

Nyam Nyam (Barselona Seyahatimizden) Patatas Bravas Photo: itsmuesday

BİZİ, FACEBOOK, TWITTER VE INSTAGRAMHESABIMIZDAN TAKİP ETMEYİ UNUTMAYIN 🙂 YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ!

 

muck

SAN FRANCISCO ve MUTFAK ÇEŞİTLİLİĞİ / SAN FRANCISCO AND DIVERSITY OF CUISINES

San Francisco’dan notlara devam;

San Francisco gezim hakkında akılda kalıcı önemli unsurları sizlerle paylaşayım. Geçen sefer detaya girdiğimden dolayı bu sefer önemli şeylere değinmek istiyorum. Daha doğrusu, bu gezimde daha da farkında olduğum bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum diyebilirim… San Francisco’daki çeşitli mutfaklar…

San Francisco’da birçok farklı kültüre ait mutfak var. Bu özelliğini seviyorum şehrin… Peru mutfağı ile hayatımda ilk defa tanıştım, diğer bir yandan Yunan mutfağından tutun Kore mutfağına kadar pek çok seçenek var. Özellikle China Town (Çin Mahallesi) bölgesinde tabi ki Çin mutfağı hâkim. Yürüdüğünüz üç blok bile bölgedeki kültürel yapının değişimine yeterli oluyor. Çok keskin çizgilerle ayrılmış olsalar bile bu çok kültürlü ortam sürekli yeni bir şeyler keşfetmenizi sağlıyor. (Ancak bu mutfakların çok fazla etkileşim içinde olduğunu gözlemlemedim, dediğim gibi sanki keskin çizgilerle ayrılmış gibiler ve bunu ilerleyen dönemde incelemek istiyorum… Devam edelim) Bu kapsamda beyin sürekli şaşırarak geziyor. En çok sevdiğim deneyimleme tarzlarından biri bu. Bu deneyimleme pratiği çok hızlı bir şekilde şarj ediyor sizi. Ne kadar yürüdüğünüzü farketmediğiniz zamanlar oluyor. Yiyorum ama kilo almıyorum şehri San Francisco, ciddiyim bu konuda. Yokuş yürümeyi göze alabiliyorsanız sürekli fitsiniz baştan söyleyeyim.

Bu kültürel çeşitliliğe geri dönersek, bir haftada Tayland pirinç makarnasından Kore barbeküsüne, İtalyan kurabiyelerinden Çin mantılarına pek çok şey tattım. Hepsi de birbirinden lezizdi, birçok yemeğin tadı damağımda kaldı. Sadece bir hafta içerisinde yediklerime kısaca bir göz atalım. Yerken öğrenelim misali..

Kore Yemeği - Lunch Box

Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf Kore kültürüne ait bir “öğle yemeği kutusu”nu içinde barındırıyor. USA Hostels San Francisco‘dan bir kaç blok ötede konumlanan yeni bir restoran. Fiyatları makul, yemekler çeşitli. Öğle ve akşam menüleri var. Bunun yanı sıra menüdeki Kore yemeklerinden de seçebilirsiniz tercih size kalmış. Bu fotoğrafı paylaşırken, Kore’de yediğimden daha güzel demiştim, evet bu gerçekten doğru. Nitekim, çok fazla yiyebilen bir insan değilim ama bu kutunun hepsini bitirdim! O kadar güzeldi ki duramadım. Bu öğlen menüsünün içinde, Mandu (Kore mantısı), Japchae (Kore patates noodle’ı), Bulgogi, Kimchi, Salata ve pilav var. Yanında çorba da geliyor turşu ile. Ha bir de Edamame! (Bu Kore kültürüne ait değil) Nyam nyam demekten başka seçenek bırakmıyor bana. Restoranın adı ZZAN. Henüz yeni açıldıkları için sanal ortamda yeterli veri bulamadım. Post Caddesi Üzerinde Post and Jones’dan Union Square’e doğru ilerlerken sağ tarafta konumlanıyor. Dekorda siyah hakim, dış kapı sarı (San Francisco’dakilere duyurulur.)

Thai Food

Sıra Tayland’a geldi. Hindistancevizini çok severim ama sadece kozmetikte ve tatlıda. “Öğün” kapsamında yediğim yemeklerdeki soslarda sevmiyorum bu sebeple Hostelin hemen karşısında konumlanan bu Tayland Restoranına bu işi bilen bir arkadaşımla gittim ve kendisi bana sebzeli pirinç noodle’ını önerdi. İçinde hindistancevizi yoktu. Çok değişik bir tattı benim için çok beğendim. Farklı baharatların ve yemişlerin tadı hissediliyordu. Noodle’ın üzerine serpiştirilmiş tofu da lezzetliydi. Ama alışkın olmadığım için biraz midemi rahatsız etmedi değil. Ben alışkın olmadığımdan dolayı böyle oldu ama seveni varsa güzel bir restoran adı Thai Stick. Kokusu yazarken burnuma geldi. Bu yemeği yerken hala jetlag’dim ve tek düşünebildiğim uyumaktı.

Peru Yemeği

Yukarıda gördüğümüz bu tabak ise Peru mutfağına ait. Bunu ben yemedim, arkadaşım yedi ancak detayları kendisinden alacağım. Şunu söyleyebilirim ki inanılmaz güzel kokuyordu! Canım çekmedi değil. Arkadaşım bunu yerken ben çok tok olduğumdan dolayı bir şeyler içmek istedim; iyi ki de istemişim; çünkü hayatımdaki en güzel içeceklerden biri ile karşılaştım.

Chica Peruana

Bu Peru’ya özel bir kırmızı mısır ( ? ) dan yapılıyormuş. Meyve suyu gibi. Alkolsüz, alkol yok. Komposto kıvamında güzel bir içecek. Bayıldım. Tadı kızılcık suyu gibi. Bu restoranın adı Fresca, 24th Caddede yer alıyor. Çok da sevimli bir mekandı ayrıca. Fresca’dan çıktıktan sonra biraz yürüyüp Dolores Park’ta dinlenebilir, Bi-Rite Creamery’de dondurmanızı yiyebilirsiniz. Arada 6 blok kadar bir fark var sadece ve çok yokuş değil.

Taco

San Francisco’da tacosuz bir tatil olur mu? Tabii ki hayır. Mission Street’e doğru giderseniz Meksika bölgesine yaklaşıyorsunuz demektir. Burada taco yiyebileceğiniz bir sürü yer var. Ben de gözüme güzel gelen birine (en uzun kuyruğun olduğu yere) girdim ve mükemmel bir taco yedim! Bol acılı! Özellikle tortillanın mısır unundan yapılıyor olması daha da hoşuma gidiyor. Güzel tatlar bunlar, sevimli detaylar. Yalnız acısı da gerçekten acı. Salaş bir mekandı burası, Taqueria Cancun! Haha hatırladım ismini sonunda (editlerken yazdım) o kadar sevimliydi ki… Atmosfein ve lezzetin harmanlanması her zaman hoşuma gitmiştir.

Dondurma

Sıra Dolores Park’ın hemen bitiminde konumlanan Bi-Rite Creamery’ye geldi. Salted Caramel seçeneği üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. Bu dondurmayı bir makalede konumlanan fotoğrafta görmüştüm ve özellikle Salted Caramel denemek istemiştim… Doğru kararmış, ben hayatımda böyle dondurma yemedim. Sırf bu yüzden bir daha gidebilirim. Bitirmek istemedim, hatta bir top daha alacaktım ama çok fazla geleceğinden dolayı vücudum artık dur dedi. Yalnız tabi ki bir kez daha gittim. Bu sefer farklı bir şey denedim;

Cupcake

Bi- Rite Creamery’nin bir de marketi bulunuyor. (Hemen dondurmacının çaprazında) Bu markette tadım da yapabiliyorsunuz. Bazen kahve tadımları oluyormuş ve ben bunlardan birine denk geldiğim için sevinçliyim. Bu bol kremalı, çikolatalı cupcake’i oradan aldım. Dolores Park’ta da afiyetle yedim. Krema kıvamı çok başarılıydı.

Cheesecake

San Francisco’ya gidip, Union Square’de Macy’s in en üst katında konumlanan Cheesecake Factory’e gitmeden olmaz. Bu görmüş olduğunuzu original cheesecake. Tek kelime ile şahane. Bitince üzülüyor insan. özlüyor istemsizce. Şu kremaya bakın! 🙂 Kimseyle paylaşmam dedirten cinsten.

Kahvaltı

Bütün bunlara Bonus olarak da USA Hostels San Francisco’nun kahvaltısı 🙂 Gayet doyurucu ama pek fazla karbonhidratlı…

Bu ufak tatlı ve yemek turumuzdan sonra yazıyı küçük bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Geçen yıl bu zamanlar yine San Francisco’dayken hostelin düzenlediği yürüyüş turlarından birine katılmıştım. Şehri yürüyerek geziyorduk yaklaşık 2 saat boyunca… Mola verdiğimiz yerlerden biri de İtalyan Bölgesi’ndeki butik kafelerden biriydi. Orada yediğim beyaz çikolatalı bademli bisküvinin ve içtiğim, aslında pek bir özelliği olmayan filtre kahvenin tadını kesinlikle unutamadım. O kadar çok hoşuma gitmişti ki bu yıl katıldığım turda baktım ki o bölgeden geçmiyoruz, hemen rehberimize sordum “Ama, ama böyle bir kafe vardı?! Gitmiyor muyuz diye?!” Rehber de hatırladığıma şaşırarak rotayı değiştirdi ve bisküvi – kahvemle buluştum. Bir daha gidersem soluğu alacağım ilk yer orasıdır. Şimdi orası neresi derseniz sadece giderek bulabilirim; çünkü ismi yok 😦 Yani ismi var da ismi bende yok. Büyük hata biliyorum, ama kendimi o kadar kaptırmışım ki… Çok küçük bir yer sadece iki masa var… Ama şöyle tanımlayabilirim, vitrininde her daim taze ürünlerin “sergilendiği” tek yer. China Town ile İtalyan Mahallesinin kesiştiği yerde konumlanıyor…

Şimdilik  yemek hikayelerim böyle 🙂

Umarım beğenerek okumuşsunuzdur ^^

BİZİ, FACEBOOK, TWITTER VE INSTAGRAMHESABIMIZDAN TAKİP ETMEYİ UNUTMAYIN 🙂 YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ!

Seoul Beşinci Gün Üçüncü Bölüm – Seoul Fifth Day Part III

Bizi, Facebook, TwItter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

Itsmuesday@gmaIl.com

Evet, iyice sonlara yaklaştık artık… Bu sebepler belki uzun yıllar göremeyeceğim dostlarımı da görmek istedim doğrusu. Gündüz gezi programım bitince akşamları yemekleri beraber yedik. Bugün de o günlerden biri. Daha önce İstanbul’a Korece Kampı öğretmeni olarak gelen güzel arkadaşlarım ile bir akşam yemeği yedik. Goosoo Dakgalbi’de yine kaşarlı bir dakgalbi yedik… Gerçekten çok lezizdi.

Dakgalbi Fotoğraf: itsmuesday / Dakgalbi Photo: itsmuesday

Dakgalbi Fotoğraf: itsmuesday / Dakgalbi Photo: itsmuesday

Dakgalbi Fotoğraf: itsmuesday / Dakgalbi Photo: itsmuesday

Dakgalbi Fotoğraf: itsmuesday / Dakgalbi Photo: itsmuesday Love you my dear friends and ofcourse my dad! Xoxo

Well, it’s almost ends… So I’ve decided to spend some time with my friends in Korea. Daytime we were travelling around Seoul and in the evening we were having dinner with my friends. Well this time I’ve met with my friends from Korean Camp İstanbul. We went to Goosoo Dakgalbi again and had a really delicious Dakgalbi.

Patbingsu! Fotoğraf: itsmuesday / Patbingsu Photo: itsmuesday

Patbingsu! Fotoğraf: itsmuesday / Patbingsu Photo: itsmuesday

Yemekten sonra tatlı niyetine Patbingsu! Harika! Patbingsu kırmızı fasulye ile yapılan bir dondurma değil ne desem kartopu! Evet kartopu! Buzu rendeliyor ve kırmızı fasulye ile karıştırarak yiyorsunuz. Tabi bu buzun üzerinde aroma oluyor. Benim favorim kahvelisi. Ay bayıldım bayıldım ve çok özledim. Hatta kaynaklara göre günümüzde de çok sevilen bir atıştırmalık ürün. Güncel kültürde de yeri var.

After meal we’ve decided to have patbingsu! it was delicious! According to wikipedia

Patbingsu (팥빙수, also stylized as patbingsoo, literally red beans with ice) is a Korean shaved ice dessert with sweet toppings such as chopped fruit, condensed milk, fruit syrup, and Azuki beans.[1] The snack is highly popular in Korea.

This snack originally began as ice shavings with red bean paste (known as pat, ). It was traded among government officials. Many varieties of patbingsu exists in contemporary culture.

Eski Patbingsu Makinası Fotoğraf: itsmuesday

Eski Patbingsu Makinası Fotoğraf: itsmuesday Old Patbingsu Machine Photo: itsmuesday

 

Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

itsmuesday@gmail.com

Dakgalbi – 닭갈비 (Bir Tavuk Yemeği – A Chicken Dish)

Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

itsmuesday@gmail.com

Evet biraz da yediklerimizden bahsetmenin vakti geldi de geçiyor. Öncelikle şunu söylemem gerekir ki babam ilk iki gün Kore yemeğine alışamadı. Hayatının 60 yılını Türk – Avrupa Mutfağı aralığında geçirmiş olan bir insanın birden susam yağına, gochujanga, çeşitli soslara alışması normal olmazdı zaten. Bu sebeple yavaş yavaş yol aldık diyebilirim; ancak performansı gerçekten beni çok şaşırttı. Deniz ürünlü yemeklerden tutun kimbapa kadar birçok şeyi denedi babacığım. Patbingsu bile yedik! Şöyle ki yediklerimiz arasında en beğendiği yemek Dakgalbi oldu. Dakgalbi tavuk yemeği. Son dönemde daha Avrupalılaştırılmış versiyonları da bulunuyor, ben de bu yoldan başlayarak babama genellikle Dakgalbi yedirdim. Bu yazımda da sizlere yemiş olduğumuz iki farklı Dakgalbi tarzını anlatacağım.

Yepp… I want to talk about the things that we ate when we were back in Korea. My dad has a really good performance actually. He even tried kimbap and patbingsu! And he loved it! But I have to admit that he couldn’t get used to Korea Food for the first 2 days. Well, I can understand that because he ate in the range of Turkish and European Cuisine for 60 years almost! So it was difficult for him to eat sesame oil, tteok, kimbap… etc. However after 2 days he started to enjoy Korean Food and its unique taste. As a Korean Food beginner, I introduced him to Dakgalbi, which is a chicken dish… It also has fusion versions! In this post, I will tell you more about Dakgalbi.

Goosoo Dakgalbi Sinchon'da yediğimiz bu Dakgalbinin içinde tavuğa ekstra olarak japchae, tteok ve balık keki var. Acı sosla harmanlanıp ortasına peynir serpiştirilmiş. Ben hayatımda bu kadar güzel bir yemek daha yemedim, yiyemem. Sırf bunun için yeniden gidilir o derece iddialı! Fotoğraf: itsmuesday Well, in this dish there is japchae, tteok and fish cake too (with chicken of course) and it is mixed with cheese and spicy souces! One of the best things ever! It was more than delicious. I can go back to Seoul just because of this! Photo: itsmuesday

Goosoo Dakgalbi Sinchon’da yediğimiz bu Dakgalbinin içinde tavuğa ekstra olarak japchae, tteok ve balık keki var. Acı sosla harmanlanıp ortasına peynir serpiştirilmiş. Ben hayatımda bu kadar güzel bir yemek daha yemedim, yiyemem. Sırf bunun için yeniden gidilir o derece iddialı! Fotoğraf: itsmuesday
Well, in this dish there is japchae, tteok and fish cake too (with chicken of course) and it is mixed with cheese and spicy souces! One of the best things ever! It was more than delicious. I can go back to Seoul just because of this! Photo: itsmuesday

DSC05581

Bu Dakgalbi de Sinchon’da başka bir yerde yediğimiz bir Dakgalbi, üzülerek belirtmem gerekir ki restoranın adını hatırlamıyorum ancak bu restoranda farklı bir tarz var. Dakgalbiyi yaprağa sarıp yiyorsunuz. Kesinlikle inanılmaz bir lezzet… Fotoğraf: itsmuesday This is another branch of a brand that I don’t remember right now. However it was really delicious and has a different style! We ate the dakgalbi with leaves! Photo: itsmuesday

 

Benim en sevdiğim Kore yemeği Dakgalbi! Peki sizin en sevdiğiniz Kore Yemeği hangisi?

My favorite dish is Dakgalbi! And what is your favorite Korean dish?

 

Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

itsmuesday@gmail.com

Seoul Dördüncü Gün – Fourth Day in Seoul

Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

itsmuesday@gmail.com

Bugünkü hedefimiz Itaewon! Itaewon çok sayıda yabancının konumlandığı bir yer. Birçok turist görmek mümkün… Aynı zamanda Müslümanların da çok fazla rastlandığı bir yer nitekim Kore’deki tek cami burada konumlanıyor. Itaewon’a gelme sebeplerimden biri babama belki üç gündür özlemiş olacağı Türk yemeklerinden yedirebilmekti. Öğlen vaktine kadar burada durup, yemeğimizi yiyip, öğleden sonra Dongdaemun’a geçiş yaptık. Dongdaemun’da çok güzel bir sergi gezdik… Şans eseri elimize davetiye tutuşturan bir menejerin peşine takılıp, Design Plaza’nın içine girdik ve şu ana kadar Kore’de gezdiğim en güzel sergiyi gezdim diyebilirim. Hanbok sergisiydi bu sergi… Geçmişten günümüze Hanbok tarihini açıklıyordu. Sergileme tekniği ile beni kendine hayran bırakan bu sergi babamdan da tam not aldı.

Daha sonra Dongdaemun’un ünlü alışveriş merkezlerini gezip biraz alışveriş yaptık ve anneme hediye aldık.

Fotoğraf: itsmuesday Photo: itsmuesday

Fotoğraf: itsmuesday
Photo: itsmuesday

Dönüşte ise Twosome Place’de çayımızı içip, sokakta konumlanan tezgahlarda kızarmış her şeyi deneyip hostelimizin yolunu tuttuk. Biraz dinlenmeliydik; çünkü akşam önemli bir buluşmamız vardı. Akşam yemeğine davetliydik. Seoul Finance Center’da konumlanan Bulgogi Brothers’da mükemmel bir akşam yemeği yedik.

Today’s target is Itaewon! In Itaewon it is possible to see a lot of foreigners, tourists… etc. Also there are a lot of Muslim people in Itaewon due to one and only mosque in Korea, which is located in Itaewon.

The reason that I want to visit Itaewon is that I think my father missed Turkish food a little bit! C’mon it’s his first time in Korea so he will get used to is “slowly” ^^ Anyway, until lunch time we walked around Itaewon and had our “döner wrap” from Ankara Picnic. After a tiny Turkish chat with the staff we moved to Dongdaemun.

Fotoğraf: itsmuesday Photo: itsmuesday

Fotoğraf: itsmuesday
Photo: itsmuesday

When we were in Dongdaemun, we viewed en exhibition about Hanbok. It was about Hanbok history and it was one of the best designed exhibitions ever! We took a lot of pictures with my dad but I’m not sure if it is ok to share it. And my dad really liked it too! After an exhibition in Design Plaza we moved to Dongdaemun’s famous shopping malls to do some shopping. We also bought a tiny present for my mom.

When we were turning back to our hostel, we just stopped for a tea also we ate fried “everything” from street vendors.

Then we took a rest because we went to Seoul Finance Center for a great dinner ^^

Cami Fotoğraf: itsmuesday Mosque Photo: itsmuesday

Cami Fotoğraf: itsmuesday
Mosque Photo: itsmuesday

Fotoğraf: itsmuesday Photo: itsmuesday

Fotoğraf: itsmuesday
Photo: itsmuesday

Metrolarda var genellikle :) Fotoğraf: itsmuesday Subway Station Machine Photo: itsmuesday

Metrolarda var genellikle 🙂 Fotoğraf: itsmuesday
Subway Station Machine Photo: itsmuesday

Fotoğraf: itsmuesday Photo: itsmuesday

Fotoğraf: itsmuesday
Photo: itsmuesday

Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

itsmuesday@gmail.com

Seoul Üçüncü Gün (Sinchon) – Third Day in Seoul (Sinchon)

Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

itsmuesday@gmail.com

Sinchon’un bendeki yeri ayrıdır. Kore’ye ilk gittiğimden beri sürekli aynı yerde konaklıyorum. Sinchon JK House benim için ikinci bir ev gibi. Özellikle akşamları bir ışık cümbüşü olan Sinchon 7/24 yaşıyor. O kadar canlı bir yer ki insan hiç sıkılmıyor. Yine özellikle babamın da burada kalmasını istemiştim. Çok doğru bir karar vermişim. Çünkü seyahatimiz sonunda babam en çok beğendiği yerin Sinchon olduğunu belirtti. Canı sıkıldığında her şey elinin altındaymışçasına bulabiliyordu. Bu renklilik ona da iyi geldi!

Sinchon is very special to me. I stay at the same place all the time. JK House… I’ve had a lot of friends there and they make me feel safe! Also I really like the lively atmosphere of Sinchon with full of colorful lights, 7/24 open stores and cafes… I can never get bored in Sinchon! Also my dad really liked the area!

Işık Cümbüşünü görelim!

Let’s see the lights!

Sinchontaki ışıkların ortasında zıpım! Fotoğraf: itsmuesday Jump jump! Photo: itsmuesday

Sinchontaki ışıkların ortasında zıpım! Fotoğraf: itsmuesday
Jump jump! Photo: itsmuesday

Sinchon Fotoğraf: itsmuesday Sinchon Photo: itsmuesday

Sinchon Fotoğraf: itsmuesday
Sinchon Photo: itsmuesday

En güzel dondurma! İstanbul'da da vardı zamanına diye hatırlıyorum. Akşamları yemeden edemedik! Fotoğraf: itsmuesday The best icecream ever! I was eating it every night! Cookie Icecream yummm Photo: itsmuesday

En güzel dondurma! İstanbul’da da vardı zamanına diye hatırlıyorum. Akşamları yemeden edemedik! Fotoğraf: itsmuesday
The best icecream ever! I was eating it every night! Cookie Icecream yummm Photo: itsmuesday

Yazımı umarım beğenirsiniz! Ancak lütfen fotoğraflarımı benden izinsiz kullanmayın 🙂 Hepinize kocaman sevgiler!

Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

itsmuesday@gmail.com