Ön Çapraz Bağ Sorunsalı

Geçirmiş olduğum bir aksilik yüzünden, ön çapraz bağ kopması durumuyla karşı karşıya kaldım. Yaklaşık 20 gün sekerek yürüdükten sonra, ki o zamanlar ben sadece yumuşak doku zedelenmesi olduğunu sanıyordum beni ısrarlarıma rağmen MR’a sevketmeye gerek duymayan süper doktor sayesinde, yeniden hastaneye gitmeye karar verdim ve açıkçası moralimi sıfırlayan bir MR sonucu ile karşılaştıktan sonra, koltuk değneklerime merhaba dedim.

Sadece ön çapraz bağ değil, dizimde ezilme de olmuştu. Bandajdı, buzdu, kremdi, jeldi derken günler geçti ve bir ayı geride bırakmış oldum. Yarın ameliyatımla ilgili durum kesinleşecek ben de önümüzdeki günlerde neler yapacağıma bakacağım ama ondan önce sizlere ülkedeki insanların ve çeşitli yerlerdeki sistemin ne kadar yetersiz olduğuna şahit olduğum olayları yazacağım.

  1. Çalıştığım Bina: Normal insanların kullandığı iki adet giriş kapısı var ve bunlar dönen kapı. Yan tarafında bir buton var, o butona bastığınızda kapı yavaşlıyor ama iki değnek ile yürüyen biri için yine ziyadesiyle hızlı oluyor. Bu kapsamda yan taraftaki “düz” kapıda yöneliyorum. Ya temizlik görevlisi ya da bina güvenlik görevlileri beni görsün diye el sallıyorum, cama tıklıyorum, kendimi belli ediyorum (çünkü iki değnek yeterince ilgi çekmiyor), biraz bekledikten sonra biri gelip kapıyı açıyor. Sonrası yine survivor. X ray cihazı ve turnike olmayan alan yok. Bu kapsamda önce sol elimdeki değneği sağ elime alıyorum, çantamın bir kısmını çıkarıp, sağ değneği sol elime alıp çantamın öbür kolunu çıkarıp, x ray cihazına gönderiyorum çünkü detektör ile kontrol etmeyi kabul etmiyorlar. Sonra X-ray’den geçiyorum, doğal olarak ötüyorum bu sefer detektör ile kontrol ediliyorum ve çantamı yine aynı değnek stili ile geri takıyorum. Sıra geliyor turnikeden geçmeye. Önce sol değneği öne koyuyorum, sonra kartımı eğilerek okutuyorum, sonra sağ değneği boşluğa hizalayarak popom ileturnikeyi ittiriyorum. Bütün bunlar olurken ayakta kalabiliyorum çünkü eski sporcuyum. Ya bir de engelli bir insan olsaydım bütün bunlar her gün çekilir mi? Yani binaya girene kadar leş gibi terliyorum bu sıcakta canım çıkıyor ama bana herhangi bir şekilde kolaylık sağlanmıyor çünkü bina buna hazır değil, çalışanlar hiç hazır değil…Asansör bekliyorum önüme geçen oluyor ya daha ne diyeyim. Neyse.
  2. Trafik Işıklar: Son saniyelerine zar zor zıplaya zıplaya yetişiyorum. Sağ bacağım aşırı derecede kas yaptı. Kollarım hatta tricepsimden bahsetmiyorum bile, 15 gündür kendimi değnekle taşımaktan ellerim şişti. Buna rağmen yemediğim küfür ve korna kalmıyor. Bir kere bile bana yol verenini görmedim.
  3. Kaldırımlar – Yollar: Tamamen bir Survivor. Büyük ödüle gidiyormuş gibi hissediyorum kendimi. Yolların bu kadar yamuk yumuk olduğunu farketmemiştim. Bu sebeple 1 aydır evin önünden taksiye biniyorum ve ofisin önünde iniyorum. Aynısını eve giderken “eğer taksi bulacak kadar şanslı isem” yapıyorum. Keza genelde beni gören benden 10 metre daha ileri yürüyüp taksiyi benden önce kapmaya çalışıyor çünkü benim taksi beklediğim bariz belli. Kaldırımlara yollara dönersem eğer, şu ana kadar bunu farketmem imkansızdı çünkü adım atıp yönümü rahatça değiştirebiliyorum. Geçen gün kaldırma çıkabilmek için biraz daha alçak bir alan aradım.
  4. Toplu Taşıma: Kullanıyor olduğumu hayal bile edemiyorum, bu kalabalıkta ön çapraz bağ üstüne bir de menisküs filan yırtarım aman. Balık istifi mübarek.
  5. Yemek: Yürümek işkence olduğu için ofise yemek söylüyorum, bir kere de düzgün gelsin, bir kere de bir şey unutmasınlar, bir kere de zamanında gelsin be kardeşim bu kadar mı kadersiz olur bir insan. Geçen sıcaktan baydığım için bir restorandan ayranaşı çorbası söyledim, yanında dereotlu ekmek yazıyordu tav oldum nasıl severim. Baktım ki alt limit az, dedim söyleyeyim. Çorba geldi, ekmek yok bir şey yok. Aradım firmayı, dedim ki böyle böyle. Kadın bana kibarca “zaten bir kase çorba söylemişsin ne bıdı bıdı ediyorsun” dedi. Yani total konuşma bu cümle ile rahatça özetlenebilir. Ben de dedim eğer yürüyebilseydim gelir ve çorbayı restoranda içerdim. Sonra kadın internet sitesini filan suçladı. Her zaman derim, işini sevmiyor olabilirsin ama doğru yapmak zorundasın. Doğru yapmalısın. O restorana beni aç bıraktığı için teşekkürü borç bilirim.
  6. Moral: Morali yüksek tutmak neredeyse imkansız, her gün ayrı bir aksilikle karşılaşıyorum her gün ayrı bir zorluk ile başa çıkmaya çalışıyorum ve HENÜZ ameliyat olmadım bile! Ameliyat sonrası işkence de farklı bir boyutta olacaktır ama psikolojimin sapıtmasına az kaldı.
  7. Tuvalet Sorunsalı: Binada tuvaletler ortak. Tuvalete gidene kadar yine Survivor. Öyle iki kapı yapmışlar ki 80 kilo. Açana kadar canım çıkıyor. S*çmak bu kadar zor olmamalı…

Bütün bu olaylardan çıkardığım dersler var hayata dair. Olmak istemediğim insan olacağım belki ama bundan sonra insanlar hakkında aldığım kararlar var.

  • Kimseye yardım etmek zorunda hissetmiyorum artık kendimi. Böyle bir sorumluluğum olmadığına kendimi inandırmış bulunmaktayım son yaşadıklarımdan dolayı.
  • Kimseye acımayacağım, yol vermeyeceğim, yer vermeyeceğim,keza yıllardır insanlara AŞIRI kibar davranan bir insanım ama bunu haketmiyorlarmış.
  • Kimsenin şikayetini dinlemeyeceğim, aptal saptal sebebplerden dolayı şikayet ediyorsunuz sabrımı taşırıyorsunuz. İnanın tuvalete gitmek bile lüks şu an benim için. Umumi tuvalette bile klozeti tutmadan oturamamak nasıl bir tiksinçlik?

İşte öyle bir durumdur.

Kalitesiz uyku

Kalitesiz yemek

Yine ne varsa annemde var…

Canım annem.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s