BREAKFAST – kahvealtı

Ok, I don’t know why but I want to write this one in English. Since I was translating all of these documents in 2 hours, my brain still thinks in English. Ok let’s go.

I’ve been telling you that nutrition is one of the most important thing is you care about your beauty. Insider beauty supports, actually creates our outsider beauty (the one that people aims to judge every single time) what I mean is you need to eat clean things, good stuff, not all the yummy stuff. Well, let’s check my latest breakfasts.

As you can see here, there is an omlette roll , which is made with sesamme oil. HAH şu an Türkçe’ye geçti beynim devam edebilirim. Diğer bir yandan bir adet salatalık. Son olarak da my favorite köy ekmeği. Köy ekmeği üzerine labne peyniri ve çilek. Son dönemde favorim bu. Annem yurdumun farklı bölgelerini gezer iken özellikle köy ekmeği depolamasına özen gösteriyorum keza bu tatlar artık şehir dediğimiz lokasyonlarda kalmadı. Such a shame, we miss those taste… Labne ve çilek 3-4 dakika beklediği zaman ekmeğin üzerine çilekli krema sürmüş gibi oluyorsunuz. Tatlı krizleriniz varsa tavsiye ederim. Nitekim yaz geliyor, pişmiş yulafa biraz ara vermiş moddayım. O yüzden eser miktarda susam yağı ile pişirdiğim yumurtamı seviyorum.

And the different version of the first breakfast dish. Bu sefer zeytin de ekledim, ve yumurta rulom sade yağsız tavada pişti. Ekmeğim ise kepekli ekmek. Son birkaç gündür bu tarz kahvaltılara ağırlık veriyorum, öğlen yemeklerimi de bir saat kadar geç yemeğe başladım ve günde 10.000 adımı mutlaka geçmeye çalışıyorum.

Pek çok yazımda da belirttiğim üzere, hareket önemli a dostlar, oturduğunuz yerden olmuyor pek çok iş. You should move, you must moooooove. And never give up.

Beach body diye kastırmıyorum ama fit olmak inanın yediğiniz tatlıdan çok daha uzun bir süre mutluluk sağlıyor size. Benden demesi. Resmen motivasyon sebebim. Bir de keşke bütün öğünler kahvaltı olsa 🙂

Sevgiler.

Reklamlar

Damla Damla

“Bazen boşa kürek çektiğinizi hissedersiniz. İşte o hissettiğiniz doğru, o yüzden kürek çekişinizi değiştiriniz” valla şimdi aklıma geldi yazdım. Değiştirdim mi? Hayır.

  • Efendim bugün günlerden Çarşamba, akşama çok pis cardio çalışacağım kafama koydum. Geçenlerde arkadaşlarımdan biri “Yav ne gerek var bir sürü zamanını harcıyorsun, kendini pek çok şeyden kısıtlıyorsun dedi” Şöyle bir düşündüm. Nelerden kısıtlıyorum? Ben dedim her şeyi yiyorum, gitmek istediğim yere gidiyorum, ha benim yapmadığım şey tencere ile makarna yemek ya da çok acıktığımda bir büyük boy pizza bitirmek. Benim çünkü sahip olduğum bir şey var dedim. Ne dedi? İrade dedim… Bence iyi cevap verdim. Demem o ki, düzenli bir hayattan kimseye zarar gelmez. Sporumu yaparım, düzgün beslenirim, kaçamaklarımı da yaparım. Dünya bana güzel. Benle laf dalaşına girmeyin, alırım aklınızı demenin farklı bir versiyonu ile sol kroşemi çaktım. Acımam.
  • Bu sabah işe yürüyerek geldim, spora da yürüyerek gideceğim. Hareket etmek benim kanımda var ben zaten masa başı çalışıyorum nasıl durayım bütün gün. İnsanlar gün geçtikçe hareketsizleşiyor. Bu can sıkıcı bir mevzu… Hareketsizleştikçe, tembelleşiyor, tembelleştikçe kilo alıyor ve bunu istikrarlı bir şekilde devam ettirirse durum vahim. Yürüyerek merdiven çıkmıyoruz, markete bile arabayla gidiyoruz. Sadece vücudumuz değil beynimiz de aynı, kim bütün ailesinin telefon numaralarını ezbere biliyor? Kim en önemli numaraları aklında tutuyor. “Bizim yerimize yapanlar, hatırlayanlar, aklıda tutanlar olduğu” sürece teslimiyetle birlikte durum vahim a dostlar. Ne kadar da iç karartıcı konuştum dimi, bizi gibi süper tüketiciler bizi…
  • Neyse günümüze geri dönelim. Geçenlerde Caddebostan’da yürüyorum yemin ederim Avrupa yakasında oturan biri olarak resmen tatil yapmış gibi hissettim ya aynı şehir iki ayrı bölge biri kaos içinde biri huzur. Var bunda bir iş.
  • Vay be bu yazıya başladığımda dündü şimdi ofiste tek başıma, elektrikli ısıtıcımı açmış oturuyorum. Yapmam gerekenler listemdeki her şey bitirdim. Biraz kitap okudum, şimdi beynimi sayısız görsel ile dolduruyorum ve bir yandan da öğlen ne yesem diye düşünüyorum. Hazır bu konuya değinmiş iken ESENTEPE’de konumlanan restoranların vaziyetinden bahsedelim. Burası bildiğiniz üzere hafta sonları ve akşam 5’ten sonra ölü gibi. Kimsecikler yok her yer ofis olduğundan mütevellit. O yüzden öğlenleri çok ama çok kalabalık olur her yer. Bundan mıdır bilinmez BENCE fiyatlar çok YÜKSEK. O ne ya yeni bikini mi satın alıyorum 28 TL diyorsun. Ha pek çok insanın gittiği Astoria var orada da birşeyler var da. Uzun zamandır kendi yemeğimi kendim getiriyorum vallahi böyk geldi.
  • Mutsuzum. Kafama takmak istemesem de bugün mutsuzum arkadaşım. Her ne kadar saçımı EFSANE GÜZEL yaptırmış olsam da yüzüme kimse tebessüm konduramadı bugün. Nedense her şey zoraki ve yapmacık geliyor. Yapmış olmak için… Hissederek değil. Duygularımı yitirmedim çok şükür ama ne zaman mantığımı engellesem üzülüyorum. Bir daha duygularımı açığa çıkarmayacağım. Bir cümle yazmıştım ama sildim.

İyi günler efendim.

 

Yine mi Pazartesi? Evet Yine Pazartesi ve Kahvaltılarım

Bugün Salı olduğunun farkındayım ama her geçen gün uyanmak daha da zorlaşıyor. Bu hafta Cumartesi’den Pazartesi’ye hiç mola vermeden spor yaptım o yüzden biraz yorgunum, erken yatıyorum erken kalkıyorum. Erken hep erken. Ancak en sevdiğim şey de bu erken kalkmayı çok seviyorum, gün doğuşuna şahit olmayı, keyifle kahvaltı yapmayı, gazetemi okumayı, instagram‘da gezinmeyi… Üstüne de bir keyif kahvesi. Paşa gönlüm bilir modunda takılıyorum oh mis.

Her defasında üzerine basa basa belirttiğim üzre, en çok sevdiğim şey kahvaltı. Kahvaltıdan önce bir bardak limonlu su ve bir adet kuru kayısı tüketiyorum. Vücuduma öncelikle her zaman limonlu su giriyor.

Limonlu sudan yarım saat sonra filan kahvaltımı yapıyorum. En sevdiğim kombinasyonlardan biri yulaf, muz ve çilek. Bıkmadan yediğim kahvaltı tabaklarından ancak şu sıralar cidden biraz fazla abarttığımın farkındayım.

Yulafı mikrodalgada pişiriyorum ben o zaman kek gibi bir kıvam alıyor, içine biraz hindistancevizi yağı katıyorum. Cidden tatlı krizlerini çok ama çok engelliyor hoş ben tatlı sevmiyorum pek. Sadece PMS dönemlerinde içimden bir tatlı canavarı çıktığı doğrudur efendim.

Aha yine mi yulaf? Evet yine yine yine. Bu sefer elma rendeli. Elmayı hafif ısıtıyorum. Üstüne 1 çay kaşığı ucuyla doğal bal katıyorum. Mis gibi oluyor vesselam. Bolca tarçını da bastım mı üstüne ooh misler gibi.

Şu günlerde en sevdiğim fon annemin çiçekleri. Ben çiçekleri sevmeye başladım galiba. Bu arada yaban mersinine afedersiniz öküz gibi zam gelmiş. Öh YANİ.

HAFTANIN KAHVALTISI

Haftanın kahvaltısı seçtiğim yumurtalı kombinasyonum beni benden aldı açıkçası. Yine bir mikrodalga (evet çok kullanıyorum malesef) harikası. Dereotu, süt ve yumurta üçlüsünden oluşan omlet. Üstüne doğranmış füme dil ve hindi. İnanılmaz lezzetli bir kombinasyon oluyor. Ay şu an başım çok ağrıyor birazdan yazmaya devam edeceğim (12:55)

Hemen şarkımı dinleyeyim kendime geleyim.

(12:56) Kahvaltı bana göre günün en önemli öğünü. Benzin aldığım öğün gibi öğün. Biraz önce de evde pişirdiğim tavuğu yedim yanına da yoğurtlu kabak salatası ay çok uykum geldi.

Sizi mahrum etmeyeyim görsellerden daha detaylı yazacağım bir ara.

Mucks.

 

Günlerden Cuma, Hafif tebessüm ile mesai sonunu beklemekteyiz. (Şikayet Korosu)

Günün sözü “Kozmetikte taksit kaldırılınca yemin ederim hepimiz kokuştuk çünkü parfümler 410 TL filan” by Begüm

Şaka bir yana en son Duty Free’den aldım kendime bir şeyler daha da buradan almam ya keriz miyim hem gezerim hem de alışverişimi yaparım.

Birazdan Güzin ile buluşacağım çok sevinçliyim. Biz kendisi ile hiç hafta içi öğlen yemeği yiyebilme fırsatı yakalayamamıştık. Gıybetin dibine vuracak mıyız? Tabi ki.

Bugün canım sıkkın çok içimde bir şeyler var böyle tanımlayamadığım gereksiz bir sıkıntı dur bakalım çıkacak bir yerden de beklemekteyim ya da her zamanki deyişle rahat battı. Annanem olsa “Neysaaaa” derdi.

Neysaaaa efendim bu manasız girizgâhtan sonra 180 derece bir dönüş yapıyorum (ay az daha 360 yazacaktım üstün matematiğim engel oldu) Yapmam gerekenler listesini milyonuncu kez yeniledikten sonra hiçbir şey yapmadığımın farkına varıp biraz yol almak gerektiğinin farkına vardım ve sabah sabah dünyayı kurtaran iki rapor hazırladım. Bunlar işim ile ilgili, şimdi de hobimle ilgili bir raporu sizlerle sunacağım.

Son dönemlerde ufak çaplı bazı alışverişlerim oldu. Bunların %90’ı H&M odaklı geçen yazımda da bahsettiğim üzere online alışveriş imkanı sunan H&M‘den ilk denememi gerçekleştirdim ve sonuç MİKEMMEL tek kelimeyle mükemmel. Üç bikini üstü bir bikini altı, bir adet iphone kapağı, bir adet bileklik. Mis mis hepsi birbirinden güzeldi. H&M’in mağazalarını sevmiyorum çünkü hayatımda bu kadar kötü bir yerleştirmeye sahip olan bir marka daha görmedim. Kıyafetler ütüsüz (ben ütüye takığım) Anlamlandıramadığım şeylerden biri de bu, ben bir sanat yönetmeni olarak inan daha güzel yapardım (ya da buradan demesi kolay, ağzı olan konuşuyor)  H&M bence bana bir şans vermelisin. Annemle ne zaman gitsem ruhum daralıyor ve çıkmak istiyorum. Resmen HER YER HER YERDE, bunun tek sorumlusu bence müşteriler çünkü satış temsilcileri kesinle yetişemezler haklılar, her kafadan farklı ses çıkıyor çünkü.

  • Neden iki tane kasa var, çok kuyruk var beklemekten sıkıldık bla bla bla (yav yemek molası insan onlar robot değil)
  • Bunun smallu var mı
  • Bana şunu bulsana evladım.
  • Geçen Merve buradan almış ama göremiyorum bakar mısınız.
  • Ay buna makyaj bulaştırdım almak zorunda mıyım?

Ve benzeri durumlara bütün gün boyunca maruz kalsam kafayı yerdim. Neyse. Yani demem o ki her şey bir yana ne kel alaka bir vitrin düzenlemesidir bari iki ütüleyin de koyun, yoksa pazarda da H&M var yani hepimiz biliyorum şimdi bunu hem de az giymedik made in Turkey olanları. Bilmeden aldık H&M çıktı sevindik kendimizce. Demem o ki yaşasın online H&M inan satışların daha da artacak. .

Hazır mağazalar ve mağazalarda karşılaştığımız durumlardan bahseder iken bir şeyden söz etmek istiyorum. SADECE TESTER ÜRÜNLERİ DENEME HAKKINIZ BULUNMAKTADIR SAYIN MÜŞTERİLER. Yav gratise, watsonsa filan giriyorum, bir ürünü o kadar fazla bantlamışlar ki eve geliyorum 2 gün kesmekle uğraşıyorum, o da yetmezmiş gibi bantın o balçıkımsı kısmı ruja yapışıyor o da çantamdaki bütün psilikleri topluyor. Buna rağmen bakın BUNA RAĞMEN, hala gidip satıştaki ürünü deniyor çıldıracağım ya, vallahi billahi. En uyuz olduğum şeylerden biri. Niye deniyorsun? Tester’ı yoksa başka yerdeki mağazada vardır. Bu nasıl bir davranış biçimidir, bence bu başkasına saygısı olmayan insanın davranma biçimi ya vallahi ben eve geliyorum, bakıyorum ki ürün kullanılmış, hoşuma gitmezdi. Eminim sizin de hoşunuza gitmezdi o yüzden böyle bir şey yapmayın lütfen.

Hadi madem bugün böyle şikayetler korosu gibi oldu devam edeyim. Efendime söyleyeyim benim çalıştığım binada asansörler var pek çok plazada olduğu gibi. Ancak plaza çalışanlarına sıraya girmeyi öğretemediler gitti. Son gelen sol açıktan HOOOP yanaşıyor biniyor hemen katının düşmesine basıyor pis pis sırıtarak benden önce çıkıyor işe. Ben aşağıda beş dakika asansöre binmeyip patrondan zılgıt yediğimi biliyorum kardeşim sen ne ayaksın? Bir kez de 16 kat çıkmışlığım vardır sıkıntıdan yalan yok şahitlerim var.

İkinci genel problem ise, küllükler. Küllüğün alt kısmı çöp şeklinde hani bildiğimiz en klasik bina önü küllüğü belki başka adı vardır ama ben bilmiyorum. Şu sebeple tasarlandığını düşünmekteyim. Üst kısım sigara külleri ve izmaritlik, alt kısım da kahve içenlerin bardağını atması, sigara poşetlerinin atılması ne bileyim bu ve benzeri atıkların atılması için değil mi? Bizim binadakiler maşallah kule gibi oldu, izmaritlik kısımda boy boy karton bardak, içinde izmaritler, kimi zaman yanan kağıtlar filan. Anlam veremiyorum boş boş bakıyorum.

Şimdi söyleyeceklerim ise daha kat sorunu, abi sifonu çekmeyen var net. Çekmiyor. Her sabah aynı görüntüye maruz kalıyorum bu sebeple kendi katımdaki tuvalete girmiyorum. Rahatladım.

 

Havadan Sudan Alışverişten Spordan Bir Buket Filan

Hadi şu sıralar biraz kafamın nelere takıldığını anlatayım size, biraz da almak istediğim ürünlerden filan bahsedeyim sohbet tadında bir yazı olsun bakalım. Şöyle ki son zamanlarda aktif fitness yaşamımdan dolayı fazlasıyla tayt, bra efendime söyleyeyim spor bluz vb. ürünleri satın alıyorum. Sürekli kullandığım için bu ürünleri yıpranıyorlar haliyle. Son dönemde gençler arasında popüler olan fitness, bodybuilding falan filan neyse bir popüler oldu kardeşim hemen fırsat bilip bütün fiyatları yukarı çektiler sanki. Spor ayakkabı fiyatları neredeyse asgari ücret kadar olacak hatta şöyle söyleyeyim bir mağazaya girdiğinizde, bir spor ayakkabı, bir tayt bir bra (bra yazdığımda Word dosyası hata veriyor spor sutyeni efendim) aldınız mı bütün ay aç gezersiniz. Hadi yine ben çalışıyorum bir şekilde 3 ayda bir 4 ayda bir, bir şeyler alabiliyorum. Ancak bunu çalışıyor olmama rağmen yapıyorum çünkü içim acıyor. Verdiğim paraya içim acıyor kardeşim ya ben ürün almaktansa gezmeyi tercih eden bir insanım ben deneyimlere yatırım yaparım ama bu ne? Çok ciddiyim protesto olarak bir şey almıyorum ve sürekli yıkayıp yıkayıp giymekten taytlarım laçka olmuş vaziyette. Anlamsızca popüler olan her şey pahalı oluyor çünkü talebi görünce hemen yardırıyorlar çok teşekkürler, kafamdaki rakamlara düşene kadar indirim reyonundan ve internetten alışveriş yapmaya devam edeceğim gerekirse ali express siparişlerini bile beklerim 60 gün filan. Bu serzeniş bir yana gelelim protein barlara. Fitness kapsamında eleştirmek istediğim konulardan biri de bu, FIBO fuarındayken hangi protein barı alacağımıza şaşırdık. Türkiye’de seçenekler yok denecek kadar az. Bu da gariptir ki pek çok yulaf ezmesi markası da fiyat yükseltti. Sanırım kozmetikte taksit bitince herkes bari içimiz güzel olsun diye spora mı yöneldi ne bileyim. Neyse bu yazdıklarım şurada şöyle dursun.

İçimi kustuğuma göre şu sıralar gözüme kestirdiğim şeylerden bahsedebilirim, öncelikle SONUNDA H&M online (çevrimiçi ya anladık of)mağazasını açtığı için göbek atıyor vaziyetteyim. Eskiden Almanya’daki sitesinden benim kuzenlere sipariş verirdim. Çok alakasız en sevdiğim rujum H&M’den di. Yıl 2006 hey gidi günler hey. O yüzden birkaç bluz filan beğendim bir deneme siparişi yaptım paketim gelince detayları sizlerle paylaşırım.

Gelelim bego_fit ile ilgili gelişmelere valla kas aldım yalan yok. Güzel de besleniyorum. Dediğim gibi bir beslenme uzmanı değilim ama kendimi denek olarak kullandığım için pek çok şey deneme öğrenme fırsatım oldu. Benim küçüklüğümden beri huyum bu kendim deneyeceğim oradan öğreneceğim. Kahvaltılarımı paylaşmaya devam etmek isterim efendim, keza sabah kalkınca kendilerini özene bözene hazırlamak beni musmutlu ediyor.

Annemin menekşeleri arasında bir çilek, ahududu ve yabanmersini rüyası ve el yapımı fıstık ezmesi. Sabahları taze meyve yemek hoşuma gidiyor, kışın uzun bir süre yulaf lapası ve meyve tükettim ama yaz geldikçe yumurta daha hafif gelmeye başladı sanki.

Fıstık ezmemin bittiği günler, sadece fıstıkla yetinebildiğimi anladığım günlerdi. Çilek ve yabanmersininin müthiş ötesi uyumu.

Bazen bir simit peynir domates bile aşk ile yenilebilir eğer yanınızda en sevdiğiniz varsa. Sürekli kendimi kısıtlayamam arada şımartmam da lazım!

Tarçını sevdiğimi cümle alem biliyor değil mi?

İşte burada biraz duralım… Sabah kahvesi olmazsa olmazlarımdan bunu bir milyon kez dile getirdim ve getirmeye de devam edeceğim farklı bir tutku benim için kahve. Özellikle farklı kupalar denemeyi de çok severim. Bu kupa annem ve babamın Budapeşte ziyaretinden bana getirdikleri kupa. Kedili el yapımı olan kupayı alırken altında etiket varmış. Etiketi çıkarttıkların da ise B.K harfleri ile karşılaştık çok şaşırtıcı. Sebebini siz anlayın ben öyle her şeyi armut piş ağzıma düş anlatmayacağım canım aaa.

Tam görselleri düzenlemem bitti derken favori versiyonum önüme çıktı, ballı tarçınlı elma! Nihohoho

 

İşte ben sabahları %90 oranında bunları yiyorum. Mis… Ancak dediğim gibi bol bol da spor yapıyorum. İlk paragraftaki serzenişime bir yenisini daha ekleyerek 7 TL zam gelen yulaf markamı da tebrik ediyorum çok teşekkürler gerçekten. Her sabah tükettiğim bir şeye 7 TL ne ya? Yine duygularımla oynadınız hislerimi alt üst ettiniz artık yulafınıza olan aşkım bitti yumurtaya geçeceğim.

 

Sevgiler Mevgiler.