İspanya’nın Vazgeçilmez Destinasyonu Madrid

İSPANYA’NIN VAZGEÇİLMEZ DESTİNASYONU MADRİD

Son zamanlarda vize almaya üşendiğim için Avrupa seyahatlerimi kısıtlıyordum; ancak İspanya’ya pek çok kez gidip Madrid’i görmeden geri dönmek seyahat literatürüne yakışmıyordu. Bu sebeple İspanya’nın başkenti Madrid’e gitmeye karar verdim ve bayram tatilimi Madrid’de değerlendirdim.

Gitmeden önce çeşitli korkularım vardı. Barselona’yı seven biri olarak yapılan yorumlar Madrid’in sıkıcı olduğu yönündeydi; bunlara aldırmadan Madrid seyahatimi planladım. Bugün bu yazıyı yazarken tekrar Madrid’de geçirdiğim şahane günler geldi aklıma ve iyi ki gitmişim dedim.

Madrid’de İstanbul’dan direkt uçuş bulunmakta. İki havaalanından da kalkış olmak üzere toplan 4 uçuş mevcut (tarifeler değişiklik gösterebilir). Uçuş süresi de yaklaşık dört buçuk saat. Havaalanına ulaşım ve havaalanından şehre ulaşım da kolay, taksiler sabit fiyatla çalışıyor. Ben gittiğimde sabit 30 Euro idi, bu fiyat tabi ki artış gösterebilir. Aynı zamanda metro ve otobüs kullanmak da mümkün. Benim tercihim çok sayıda ce ağır valizlerim olduğundan dolayı taksiden yana oldu ve kısa süre içerisinde şehre ulaşabildim.

Konaklama kapsamında günümüzde pek çok seçenek mevcut, ister otel ister hostel ister ev kiralayarak konaklayabilirsiniz. Madrid’de de bu konaklama seçeneklerinin hepsi mevcut. Benim tercihim evden yana oldu. Ancak Madrid’i rahat bir şekilde gezmek istiyorsanız, şehir merkezine yakın bir lokasyonda konaklamanız mantıklı olur, Gran Via caddesi buna bir örnek olabilir. Sol Meydanı çevresinde de konaklama seçenekleri değerlendirilebilir.

Yolculuğumuz güzel geçti, konaklamamızda da problem yok, o zaman gezme, yeme, içme vaktidir Madrid’de. İspanya’da yemek kapsamında her zaman dile getirdiğim taptaze deniz ürünleri. Her gün mutlaka bir öğün deniz ürünlerine ayırmanızı tavsiye ediyorum. Türkiye’de çok sık tüketilmeyen değişik midye ve istiridye türleri gerçekten iştah açıcı bir lezzete sahip. Diğer bir yandan bir İspanya klasiği olan “tapas” favorilerim arasında. Madrid’in ünlü atıştırmalıklarından biri de ekmek arası kalamar, eğer bu sandviçi yiyecekseniz sarımsak sosunu istemeyi de ihmal etmeyin. Arada tatlı kaçamağı yapılacak ise bu kaçamaklardan en az biri mutlaka çikolata soslu churros içersin. Bizim tulumba tatlısının şerbetsiz olanının çikolataya batırıldığını düşünün, sıcak sıcak… Tabi ki patatas bravas ve biberli patates de Madrid’in vageçilmezleri arasında… Paella gibi klasik olan tatlara pek fazla değinmek istemiyorum; ancak İspanya’da iken mutlaka tadılması gereken klasiklerden.

Peki, yedik içtik, nereleri gezelim? İşte Madrid’de görmeniz gereken yerler.

  • Prado Müzesi: Kapısındaki kuyruk saatlerinizi alabilir bu yüzden gitmeden önce mutlaka biletinizi online olarak internet sitesi üzerinden alın ve sırayı beklemek zorunda kalmayın. Prado Müzesi şahane koleksiyonunun yanı sıra çok değerli sergilere de imza atıyor. Madrid’de sanatı temsil eden en büyük unsurlardan biri Prado. Kesinlikle görülmeye değer.
  • Reina Sofia ve Thyssen Bornemisza Müzesi: Eğer Prado Müzesi’ni ziyaret edecekseniz, bu bölgeye yakın konumlanan Reina Sofia ve Thyssen Bornemisza Müzesi’ne de uğramayı ihmal etmeyin, geniş koleksiyonlarının yanı sıra çağdaş sanat sergilerine de ev sahipliği yapan bu müzeler ruhunuzu büyülüyor.
  • Gran Via: Alışverişin kalbinin attığı cadde diyebilirim. Lüks tüketim için çok başarılı… Ara sokaklardaki butik kafelerde dinlenerek caddeyi gezebilirsiniz. Alışveriş yapmasanız bile Madrid’in estetik harikası binalarını izlemek bile yeterli…
  • Sol Meydanı: Puerta del Sol yani Güneşin Kapısı… Madrid’in sıfır noktasının bulunduğu alan ve yeni yılın kutlandığı meydan burasıdır. Plaza Mayor’a çok yakındır. Yine pek çok mağazaya ev sahipliği yapan meydanda Madrid’in simgesi olan Ayı ve Kocayemiş Ağacı” ile fotoğraf çekmeyi de ihmal etmeyin. (Ayı ve Çilek Ağacı olarak da bilinir.)
  • Plaza Mayor: 1620 yılından beri açık olan meydan Puerta del Sol’a çok yakındır. Buradaki kafelerde ufak bir yemek ya da kalamar sandviç molası verebilirsiniz. Tabi Churrosu da ihmal etmiyoruz.
  • El Retiro (Retiro Parkı): Madrid’in en büyük yeşillik alanı… Göller, heykeller ve huzur. Mutlaka görülmesi gereken en az iki saat huzur depolamanız gereken bir park. Tatilde spor yapanlardanım diyorsanız, koşu parkurunuz ya da yürüyüşünüz için de uygun. Belki göl kenarındaki cafelerde güzel bir kahve yudumlarsınız…
  • El Rastro: İşte benim en sevdiğim yer. Pazar günlerinin vazgeçilmez bit pazarı! İnanılmaz keyifli saatler geçirdiğim bir yerdi. Pazar kültüründen vazgeçemediğim için karış karış gezdim. Keyifli alışveriş için birebir. Mutlaka görülmesi lazım.
  • Real Madrid Stadyumu: Sporseverleri davet ediyorum. Özellikle saha içi manzaralı restoranlara da ev sahipliği yapıyor…

Açıkçası Madrid bana Barselona’nın ağabeyi gibi geldi. Şehirde bir olgunluk hissi var. Belki başkent olmanın getirdiği bir olgunluk bu… İspanya’da gezmiş olduğum iki şehir arasında bir kıyaslama yapmak istemiyorum, iki şehri de çok seviyorum. Madrid’de de çok keyifli bir tatil geçirdim. En kısa zamanda yeniden gidip kahvemi yudumlarken Madrid’in enerjisine bırakmak istiyorum kendimi…

İyi tatiller…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s