KORE KOZMETİĞİ İLE FARKLI BİR GÜZELLİK BAKIŞI…

KORE KOZMETİĞİ İLE FARKLI BİR GÜZELLİK BAKIŞI…

Son dönemde Kore Güzellik ürünleri ülkemize giriş yapıyor. Çeşitli markalar hem sanal mecrada hem de mağaza olarak satışa başladı. Hızla büyüyen bu sektörü sizlere biraz tanıtmak ve Kore güzellik anlayışından bahsetmek istiyorum.

Kore’de bir atasözü vardır. “Güzelsen bir adım önde başlarsın”. Dış görünüşe önem veren Koreliler, her daim bakımlı görüntüleriyle beni kendilerine hayran bırakmış, porselen gibi ciltleriyle de şaşırtmıştı. Gerek yedikleri besinler olsun gerek uyguladıkları bakımlar… Benim bile takip edemediğim yoğun güzellik rutinleri var.

Kore güzellik anlayışındaki ana unsur, doğal gibi görünmek, sağlıklı bir cilde sahip olmak ve en önemlisi açık ten… Açık ten Koreliler için önemli bir unsur keza pek çok üründe beyazlatıcı maddeler mevcut. Bu kişisel olarak beğenmediğim bir özellik ama lekeli cilde sahip olanlara aydınlık bir görünüm sağlamıyor değil. Sabah ve akşam mutlaka güzellik rutinleri uygulanır, iyi ve gerçekten detaylı bir cilt bakımı Koreli bir kadının vazgeçilmezi dersem yanılmış olmam.

Güzel bir cildin en önemli unsur olduğu Kore güzellik ve bakımında, genellikle uygulanan adımlara bakalım;

  1. Yağ bazlı makyaj temizleyici: Kore’de genellikle krem ya da yağ bazlı, katı kıvamlı temizleyiciler kullanılıyor. Bu temizleme işleminden sonra cildiniz yağlı kalmıyor bebeksi ve yumuşak oluyor. Ancak cildi makyajdan tamamen arındırma yolunda bir temizleme aşaması daha geliyor.
  2. Köpük bazlı temizleyici: Yağ bazlı temizleyiciden sonra köpük bazlı temizleyici ile son makyaj kalıntıları da çıkarılıyor.
  3. Exfoliator: Makyaj temizliğinden sonra ciltteki ölü deriden arınma işlemi başlıyor.
  4. Tonik: Amaca göre tonik uygulanıyor.
  5. Essence: Üzerinde durmak istediğim aşamalardan biri de bu. Kore’ye ilk gittiğimde karşılaştığım bir aşamaydı bu esans, öz aşaması. Koreliler genelde yoğunlaştırılmış tonik kıvamında olan bakım özleri ile ciltlerini nemlenme işlemlerine hazırlıyorlar. Kendi bakım rutinimde bu aşamadan sonra uygulama yapmayı tercih etmiyorum, keza essence olarak adlandırılan aşama cildimi neme doyuruyor ama Koreliler bununla da yetinmiyor.
  6. Serum ya da ampul: Amaca yönelik serum ya da ampul bu aşamadan sonra uygulanıyor.
  7. Maske (Yüz ya da Göz maskesi): Sheet mask Kore’nin güzellik simgesi, her markanın mutlaka sheet maske kısmı var ve çeşitleri çok fazla. Özellikle zeytinyağlı ve aloe veralıları kullanılıyor. Yüzde yaklaşık 10-15 dakika kalarak yoğun bir şekilde cildi nemlendiriyor. Diğer bir yandan gözaltı, çene, gıdı kapsamında uygulanan maskeler de mevcut. Kore’de maske fonksiyonel bir şekilde kullanılıyor.
  8. Göz Kremi: Yedi aşamadan sonra krem uygulamasına başlanıyor.
  9. Nemlendirici: Sondan bir önceki adım nemlendirici.
  10. Gece Kremi: Gece yatmadan da nemlendiriciden sonra yarım saat kadar bekleyim gece kremi uygulaması gerçekleştiriliyor.

Genel kapsamda özetlenmesi gerekirse gerçekleştirilen işlemler bunlar, doğru mu yanlış mı tartışılır. Ancak Korelilerin cilt bakımı konusunda ne kadar detaya indiklerini bu aşamaları incelerken görebiliyoruz.

Ürünlerin içerikleri de alıştığımızın dışında. Volkanik kil, salyangoz sıvısı, aloe vera, pirinç… vb. gibi içerikli ürünler mevcut. Voklanik kil siyah noktalardan arınmak için kullanılırken, salyangoz sıvısı gençleşmek adına, aloe vera da neredeyse pek çok şey kapsamında kullanılıyor. Son dönemde %95 oranında aloe jellerin kullanılması moda olmuş durumda…

Diğer bir unsur işe güneşten korunma. Koreliler mutlaka kremlerinde güneşten koruma özelliği arıyorlar ya da bunun için ayrı bir ürün kullanıyorlar. Cildin güneşten korunması onlar için önemli çünkü beyaz ten bir güzellik kriteri olarak benimsenmiş durumda. Bu sebeple güneşten korunmak da başlıca bakım unsurları arasında yer alıyor.

Renkli kozmetiğe gelirsek eğer daha önceki yazılarım BB ve CC krem ile ilgili detaylı bilgiler vermiştim. Şu dönemde DD Krem gibi bir kategori de çıktı. Koreliler makyajda doğallıpa önem veriyor, bunu yeniden vurgulamak isterim. Renkli kozmetik kapsamında popüler ürünler ise;

  • Cushion Fondöten: Artık BB krem ve CC Krem yerine geçmek üzere olan hızla yükselen bir trend. Cushion fondötenleri artık pek çok Avrupalı marka da üretmeye başladı. Kolayca yanınızda taşıyacağınız bu ürün cilt kusurlarını yoğun bir şekilde kapatıyor ve doğal bir görünüm sağlıyor.
  • Lip Tint: Ruju direkt uygulamaktansa lip tint ile hafif ve doğal bir ton elde ediliyor. Genellikle pembe renk moda.
  • Cushion Blusher: Cushion allıklar da aynı fondöten gibi popüler ürünler arasında.

Bunların yanı sıra BB Krem, CC Krem, ışıltı ve beyazlatıcı ürünler her daim Korelilerin favorileri arasında yer alıyor. Daha önce de dediğim gibi, bu kadar çok ürünü kullanmak doğru mu değil mi tartışılır ancak Koreliler bu işi biliyor gibi gözüküyor…

 

Reklamlar

İspanya’nın Vazgeçilmez Destinasyonu Madrid

İSPANYA’NIN VAZGEÇİLMEZ DESTİNASYONU MADRİD

Son zamanlarda vize almaya üşendiğim için Avrupa seyahatlerimi kısıtlıyordum; ancak İspanya’ya pek çok kez gidip Madrid’i görmeden geri dönmek seyahat literatürüne yakışmıyordu. Bu sebeple İspanya’nın başkenti Madrid’e gitmeye karar verdim ve bayram tatilimi Madrid’de değerlendirdim.

Gitmeden önce çeşitli korkularım vardı. Barselona’yı seven biri olarak yapılan yorumlar Madrid’in sıkıcı olduğu yönündeydi; bunlara aldırmadan Madrid seyahatimi planladım. Bugün bu yazıyı yazarken tekrar Madrid’de geçirdiğim şahane günler geldi aklıma ve iyi ki gitmişim dedim.

Madrid’de İstanbul’dan direkt uçuş bulunmakta. İki havaalanından da kalkış olmak üzere toplan 4 uçuş mevcut (tarifeler değişiklik gösterebilir). Uçuş süresi de yaklaşık dört buçuk saat. Havaalanına ulaşım ve havaalanından şehre ulaşım da kolay, taksiler sabit fiyatla çalışıyor. Ben gittiğimde sabit 30 Euro idi, bu fiyat tabi ki artış gösterebilir. Aynı zamanda metro ve otobüs kullanmak da mümkün. Benim tercihim çok sayıda ce ağır valizlerim olduğundan dolayı taksiden yana oldu ve kısa süre içerisinde şehre ulaşabildim.

Konaklama kapsamında günümüzde pek çok seçenek mevcut, ister otel ister hostel ister ev kiralayarak konaklayabilirsiniz. Madrid’de de bu konaklama seçeneklerinin hepsi mevcut. Benim tercihim evden yana oldu. Ancak Madrid’i rahat bir şekilde gezmek istiyorsanız, şehir merkezine yakın bir lokasyonda konaklamanız mantıklı olur, Gran Via caddesi buna bir örnek olabilir. Sol Meydanı çevresinde de konaklama seçenekleri değerlendirilebilir.

Yolculuğumuz güzel geçti, konaklamamızda da problem yok, o zaman gezme, yeme, içme vaktidir Madrid’de. İspanya’da yemek kapsamında her zaman dile getirdiğim taptaze deniz ürünleri. Her gün mutlaka bir öğün deniz ürünlerine ayırmanızı tavsiye ediyorum. Türkiye’de çok sık tüketilmeyen değişik midye ve istiridye türleri gerçekten iştah açıcı bir lezzete sahip. Diğer bir yandan bir İspanya klasiği olan “tapas” favorilerim arasında. Madrid’in ünlü atıştırmalıklarından biri de ekmek arası kalamar, eğer bu sandviçi yiyecekseniz sarımsak sosunu istemeyi de ihmal etmeyin. Arada tatlı kaçamağı yapılacak ise bu kaçamaklardan en az biri mutlaka çikolata soslu churros içersin. Bizim tulumba tatlısının şerbetsiz olanının çikolataya batırıldığını düşünün, sıcak sıcak… Tabi ki patatas bravas ve biberli patates de Madrid’in vageçilmezleri arasında… Paella gibi klasik olan tatlara pek fazla değinmek istemiyorum; ancak İspanya’da iken mutlaka tadılması gereken klasiklerden.

Peki, yedik içtik, nereleri gezelim? İşte Madrid’de görmeniz gereken yerler.

  • Prado Müzesi: Kapısındaki kuyruk saatlerinizi alabilir bu yüzden gitmeden önce mutlaka biletinizi online olarak internet sitesi üzerinden alın ve sırayı beklemek zorunda kalmayın. Prado Müzesi şahane koleksiyonunun yanı sıra çok değerli sergilere de imza atıyor. Madrid’de sanatı temsil eden en büyük unsurlardan biri Prado. Kesinlikle görülmeye değer.
  • Reina Sofia ve Thyssen Bornemisza Müzesi: Eğer Prado Müzesi’ni ziyaret edecekseniz, bu bölgeye yakın konumlanan Reina Sofia ve Thyssen Bornemisza Müzesi’ne de uğramayı ihmal etmeyin, geniş koleksiyonlarının yanı sıra çağdaş sanat sergilerine de ev sahipliği yapan bu müzeler ruhunuzu büyülüyor.
  • Gran Via: Alışverişin kalbinin attığı cadde diyebilirim. Lüks tüketim için çok başarılı… Ara sokaklardaki butik kafelerde dinlenerek caddeyi gezebilirsiniz. Alışveriş yapmasanız bile Madrid’in estetik harikası binalarını izlemek bile yeterli…
  • Sol Meydanı: Puerta del Sol yani Güneşin Kapısı… Madrid’in sıfır noktasının bulunduğu alan ve yeni yılın kutlandığı meydan burasıdır. Plaza Mayor’a çok yakındır. Yine pek çok mağazaya ev sahipliği yapan meydanda Madrid’in simgesi olan Ayı ve Kocayemiş Ağacı” ile fotoğraf çekmeyi de ihmal etmeyin. (Ayı ve Çilek Ağacı olarak da bilinir.)
  • Plaza Mayor: 1620 yılından beri açık olan meydan Puerta del Sol’a çok yakındır. Buradaki kafelerde ufak bir yemek ya da kalamar sandviç molası verebilirsiniz. Tabi Churrosu da ihmal etmiyoruz.
  • El Retiro (Retiro Parkı): Madrid’in en büyük yeşillik alanı… Göller, heykeller ve huzur. Mutlaka görülmesi gereken en az iki saat huzur depolamanız gereken bir park. Tatilde spor yapanlardanım diyorsanız, koşu parkurunuz ya da yürüyüşünüz için de uygun. Belki göl kenarındaki cafelerde güzel bir kahve yudumlarsınız…
  • El Rastro: İşte benim en sevdiğim yer. Pazar günlerinin vazgeçilmez bit pazarı! İnanılmaz keyifli saatler geçirdiğim bir yerdi. Pazar kültüründen vazgeçemediğim için karış karış gezdim. Keyifli alışveriş için birebir. Mutlaka görülmesi lazım.
  • Real Madrid Stadyumu: Sporseverleri davet ediyorum. Özellikle saha içi manzaralı restoranlara da ev sahipliği yapıyor…

Açıkçası Madrid bana Barselona’nın ağabeyi gibi geldi. Şehirde bir olgunluk hissi var. Belki başkent olmanın getirdiği bir olgunluk bu… İspanya’da gezmiş olduğum iki şehir arasında bir kıyaslama yapmak istemiyorum, iki şehri de çok seviyorum. Madrid’de de çok keyifli bir tatil geçirdim. En kısa zamanda yeniden gidip kahvemi yudumlarken Madrid’in enerjisine bırakmak istiyorum kendimi…

İyi tatiller…