TONY MOLY SEVGİSİ

Güney Kore kozmetik markaları ile ilgili sevgimi daha önceki yazılarımda da sıkça belirtmiştim. Şimdi marka marka incelemeye karar verdim. En çok sevdiğim markalardan biri olan Tony Moly ile başlayabilirim. Tony Moly’nin en sevdiğim özelliği ambalaj tasarımları. Ürün bittikten sonra farklı amaçlar kapsamında kullanabilmeniz mümkün.

Türkiye’de belirli ürünleri Sephora’larda bulabiliyorsunuz. Banana Hand Cream ya da siyah noktalar için kullanılan “egg” serisi. Bunun dışında renkli kozmetik olarak da başarılı Tony Moly. Özellikle eyeliner konusundan bu markayı başarılı buluyorum, uzunca bir dönem likit eyeliner çeşitlerini değiştirerek kullandım.

Sheet maskeleri de çok sevimli. Avokadolu olanı favorim!

Tony Moly

Tony Moly websitesi: http://www.etonymoly.com/

Tony Moly Panda’s Dream White Hand Cream: http://litbimg.rightinthebox.com/images/384×384/201406/ilmlnc1403692749988.jpg

Tont Moly I’m Real Avocado Mask: http://images.ulta.com/is/image/Ulta/2292432?$detail$

Reklamlar

SU – MÜZİK – KAHKAHA – YÜRÜYÜŞ

Yıllardır bana formumu nasıl koruduğuma dair sorular yöneltiyorlar. Ben de bu konu üzerinde kapsamlı bir yazı dizisi oluşturmayı düşündüm ve neden olmasın? Ben neler ile uğraşıyorum, neler yiyorum, sporda neler yapıyorum? Bir doktor değilim ama kendi sağlıklı yaşamımda, sağlıklı yürütmeye çalıştığım hayatımda neler yaptığımı sizle paylaşabilirim. O zaman “Sağlıklı Yaşıyorum” köşeme hoş geldiniz diyerek yazı dizimi başlatıyorum.

Öncelikle uyarılarımı sıralamak isterim ki gün geçtikçe bunları yenileyeceğim, her insanın bünyesi farklıdır, hormonları farklıdır, tercihleri farklıdır bu kapsamda lütfen doktorunuza danışmadan herhangi bir şey yapmayınız. Ben sadece kendi denediklerimi ve uyguladıklarımı paylaşıyorum. Herkeste aynı etkiyi gösterecek diye bir kural yoktur. Aklınızın bir köşesinde bulunsun isterim açıkçası.

Evet şimdi esas konumuza gelelim. Şöyle ki uzun süredir sağlıklı beslenebilme konusunda araştırmalar gerçekleştiriyorum. Kozmetikten buralara nasıl geldi derseniz unutmayın ki öncelik vermeniz gereken güzellik iç güzelliğinizdir. En azından benim için önde gelen benim iç güzelliğim, sağlığım, huzurum, içyapım… Eğer bunlar kötüye doğru giderse dışarıdan uygulanan kozmetik ürünlerin çok büyük etkiler yaratamayacağını öngörmek lazım.

Bu kapsamda neler yapıyorum diye düşündüğümde aslında ne yapmadığım geliyor, çok su içmiyorum. Bu gerçekten kötü bir şey, nasıl açıklayayım. Az su içtiğim için sürekli kuru bir cildim var ve ince çizgilerim gün geçtikçe daha çok belirir oldu, zararın neresinden dönülse kardır diye hem cilt sağlığım hem de iç sağlığım için suyu daha sık tüketmeye başladım. Artık masa başımda duruyor şişem ve aklıma geldikçe suyumu içiyorum. Başımın ağrısı da bu kapsamda rahatlıyor. Yani uzun lafın kısası öncelikle;

SU İÇİYORUZ.

Zamanının çoğunu masabaşında çalışarak geçiren bir insan olarak, ruhumu da beslemem gerekiyor. Bunun için de kendime çok sevdiğim şarkılardan oluşan bir çalma listesi oluşturdum. Aralarda oturup bu listeyi dinliyorum ve modumu yükseltiyorum. Modum düşüm ise bazen hafif şarkıları tercih ederek duygularımı besliyorum ki kendime gelebiliyorum. Yani uzun lafın kısası

SU İÇİYORUZ, MÜZİK DİNLİYORUZ.

Arada molalarda bir kadın olarak aynaya bakmıyor değilim yalan söylemeyeceğim. Bu sebeple her aynaya baktığımda çok üzgün bile olsam kendime bakıp gülüyorum. Gülümse diyorum çünkü gülmek bana pozitiflik katıyor. Gülüyorum, içimi ısıtıyorum. Yani uzun lafın kısası

SU İÇİYORUZ, MÜZİK DİNLİYORUZ, GÜLÜMSÜYORUZ

Yürüyorum. Düşünmeyi severim. Uzun uzun düşünmeyi… En güzel düşündüğüm dakikalar ya uçak yolculuğudur ya da yürüyüşler… İşe yürüyerek gelebilme lüksünü elde etmiş biri olarak yürümek, yürümek ve yürümek. Sanırım yürüyerek bütün problemlerimi çözebilirim. Yani uzun lafın kısası

SU İÇİYORUZ, MÜZİK DİNLİYORUZ, GÜLÜMSÜYORUZ VE YÜRÜYORUZ.

Diyetler, spor programları, vitaminler… vb. şeylerden önce bu küçük ve herkesin yapabileceği 4 şeyi yapıyorum ben kendime gelebilmek için. Hayat çok hızlı süregelen bir şey ve sürekli kaosun içindeyken yapabileceğimiz basit şeylerden uzaklaşırsak eğer üzerimize daha da yük alarak ilerlemek için evet demiş oluruz. Siz unutmayın ki yapabileceğiniz pek çok basit şey var. Bunlardan dördünü bugün sizlerle paylaştım, diğerleri de yazı dizimle beraber gelecektir…

Sevgiyle kalın.

 

Saç Bakım Rutinim Hakkında Bilgiler

SAÇ BAKIMI – SAÇ DÖKÜLMESİ

1. En önemlisi “içten” destek. Bu yüzden vücudunuzda neyin eksik olduğunu iyi bilmelisiniz. Ya da hormonlarınızın düzgün çalıştığından emin olmalısınız. Saç dökülmesine ve kalitesiz saçlara neler sebep olabilir?

Kansızlık//Demir Eksikliği//Tiroidlerin iyi çalışmaması//Serbest dolaşan ve TSH normal seviyede olmaması//D Vitamini eksikliği//B grubu vitaminleri eksikliği//Sinir-Stres//Yetersiz Protein ile beslenme//Dengesiz beslenme ve dengesiz diet//Az su içmek… Bu liste genişletilebilir ama bunca yıldır genellikle ilk bakılan ilk sorulan bunlardır. Öncelikle içten destek gerekir ki dışarıdan yaptığınız uygulamalar sonuç versin.

2. Gittim test yaptırdım. TSH, kan, demir normal. D vitamini eksikliği çıktı. Onu desteklemeye başlarken PRP uygulamasına 3 seans gittim. Şu anda halimden çok memnunum, dökülmem gözle görülür derecede azaldı, saç köklerim kuvvetlendi ve yeni saçcıklarım gözükmeye başladı. Saçlanma var. Bu biraz pahalı bir yöntem. Şimdi gelelim uyguladığım dışsal yöntemlere.

3. Saçımı maksimum 4 kez yıkıyorum haftada. Yasak. Evet yasak. Saç derimin sağlığını bozmamam kapsamında yasak.

4. Saçlarım aslında kıvırcık, ancak düzleştiriyorum sürekli (siz bunu yapmayın) ama düzleştiriken asla flat iron kullanmıyorum kendim fön çekiyorum. İllaki yapacaksanı önerim “SOĞUK FÖN” bu nemde zaten fön kolay kolay tutmaz 😛

5. Haftada bir organik hindistancevizi yağı bakımı yapıyorum. Hindistancevizi yağını kafama sürüp 3-4 saat bekledikten sonra saç kurutma makinesi yardımı ile ısıtıp sonra duruluyorum. Unutmayın bir maskeyi hafif ısıtırsanız derinize daha çok işleyecektir.

6. Şampuanlarımı parabensiz, silikonsun yani pek çok şeysiz tercih ediyorum. Organik şampuanımı kastil sabunu ve hindistancevizi yağım ile karıştırarak yapıyorum kimi zaman ama burada kaliteli bi kastil sabunu bulamıyorum uzun zamandır.

7. Jöle, Köpük… vs kullanmıyorum. Ama arada ısı koruyucu kullanıyorum her ne kadar sıcak işlem yapmasam da.

8. iki haftada 1 aloe vera bitkisi jeli ile bakım yapıyorum. Az bekletip yıkıyorum.

9. Her gün biotin ve krill yağı kullanıyorum. 15 Günde bir D-Vit ampul. Bunlar benim için gerekli olanlar testlerime göre. Mutlaka doktorunuza danışın cunku biotinin fazlası da saç uçlarını yanık yanık yapar. Ayrıca probiyotik ile vitaminlerin doğru yere gitmesini destekliyorum.

10. Beslenmeme çok dikkat ediyorum. Protein dağılımımı iyi gerçekleştiriyorum. Su içmeyi unutmamak lazım ekleyeyim onu da.

11. Haftada 4 gün 90 dakika spor yapıyorum. Bu kapsamda yediğim protein ve aldığım biotinin hafif kilo aldırıcı etkisini de ortadan kaldırıyorum. Metabolizma tavan!

12. Saçıma bazen lavanta yağı ve su karışımı sıkıyorum. Bu da saçları kuvvetlendiriyor.

13. Banyodan çıkarken saçıma bir de soğuk su tutuyorum. Bu saçların canlanmasını sağlıyor. Ve fiber havlu kullanıyorum.

14. Saçınızı prensesler gibi tarayın asla hızlı hızlı değil.

15. Her sabah ve akşam saç derime masaj yapıyorum.

16. En önemlisi “asla saçımı kökten boyatmıyorum”. İşlemi ombre misali uçlarına yaptırıyorum eğer istersem.

17. Bulgaristan demişken kızlar, biz asla papatya ile ilgili hiçbir şeyi saçımıza sürmeyiz. Hatta papatya elledikten sonra elimizi saçımıza bile götürmeyiz, aynısı elma için de geçerli. Dedemin annesi yazmış saçı döker diye.

18. Eskiden köyde hindistancevizi yağı ne arasın. Annanem zeytinyağı ile bakım yaptığı gibi bebekleri de zeytinyağında yıkarlarmış. Aman tanrım!

Aklıma gelenler bunlar. Sıkıntılı bir saç süreci geçirdikten sonra kendimi saçım odaklı bakıma aldım ve çok şükür şu anda memnunum. Önümde annem gibi bir örnek vardı ve erken davrandım. İstediğiniz her şeyi sorabilirsiniz.

Sizleri seviyorum.

Hoşçakalın.