SAN FRANCISCO ve MUTFAK ÇEŞİTLİLİĞİ / SAN FRANCISCO AND DIVERSITY OF CUISINES

San Francisco’dan notlara devam;

San Francisco gezim hakkında akılda kalıcı önemli unsurları sizlerle paylaşayım. Geçen sefer detaya girdiğimden dolayı bu sefer önemli şeylere değinmek istiyorum. Daha doğrusu, bu gezimde daha da farkında olduğum bir şeyi sizlerle paylaşmak istiyorum diyebilirim… San Francisco’daki çeşitli mutfaklar…

San Francisco’da birçok farklı kültüre ait mutfak var. Bu özelliğini seviyorum şehrin… Peru mutfağı ile hayatımda ilk defa tanıştım, diğer bir yandan Yunan mutfağından tutun Kore mutfağına kadar pek çok seçenek var. Özellikle China Town (Çin Mahallesi) bölgesinde tabi ki Çin mutfağı hâkim. Yürüdüğünüz üç blok bile bölgedeki kültürel yapının değişimine yeterli oluyor. Çok keskin çizgilerle ayrılmış olsalar bile bu çok kültürlü ortam sürekli yeni bir şeyler keşfetmenizi sağlıyor. (Ancak bu mutfakların çok fazla etkileşim içinde olduğunu gözlemlemedim, dediğim gibi sanki keskin çizgilerle ayrılmış gibiler ve bunu ilerleyen dönemde incelemek istiyorum… Devam edelim) Bu kapsamda beyin sürekli şaşırarak geziyor. En çok sevdiğim deneyimleme tarzlarından biri bu. Bu deneyimleme pratiği çok hızlı bir şekilde şarj ediyor sizi. Ne kadar yürüdüğünüzü farketmediğiniz zamanlar oluyor. Yiyorum ama kilo almıyorum şehri San Francisco, ciddiyim bu konuda. Yokuş yürümeyi göze alabiliyorsanız sürekli fitsiniz baştan söyleyeyim.

Bu kültürel çeşitliliğe geri dönersek, bir haftada Tayland pirinç makarnasından Kore barbeküsüne, İtalyan kurabiyelerinden Çin mantılarına pek çok şey tattım. Hepsi de birbirinden lezizdi, birçok yemeğin tadı damağımda kaldı. Sadece bir hafta içerisinde yediklerime kısaca bir göz atalım. Yerken öğrenelim misali..

Kore Yemeği - Lunch Box

Yukarıda görmüş olduğunuz fotoğraf Kore kültürüne ait bir “öğle yemeği kutusu”nu içinde barındırıyor. USA Hostels San Francisco‘dan bir kaç blok ötede konumlanan yeni bir restoran. Fiyatları makul, yemekler çeşitli. Öğle ve akşam menüleri var. Bunun yanı sıra menüdeki Kore yemeklerinden de seçebilirsiniz tercih size kalmış. Bu fotoğrafı paylaşırken, Kore’de yediğimden daha güzel demiştim, evet bu gerçekten doğru. Nitekim, çok fazla yiyebilen bir insan değilim ama bu kutunun hepsini bitirdim! O kadar güzeldi ki duramadım. Bu öğlen menüsünün içinde, Mandu (Kore mantısı), Japchae (Kore patates noodle’ı), Bulgogi, Kimchi, Salata ve pilav var. Yanında çorba da geliyor turşu ile. Ha bir de Edamame! (Bu Kore kültürüne ait değil) Nyam nyam demekten başka seçenek bırakmıyor bana. Restoranın adı ZZAN. Henüz yeni açıldıkları için sanal ortamda yeterli veri bulamadım. Post Caddesi Üzerinde Post and Jones’dan Union Square’e doğru ilerlerken sağ tarafta konumlanıyor. Dekorda siyah hakim, dış kapı sarı (San Francisco’dakilere duyurulur.)

Thai Food

Sıra Tayland’a geldi. Hindistancevizini çok severim ama sadece kozmetikte ve tatlıda. “Öğün” kapsamında yediğim yemeklerdeki soslarda sevmiyorum bu sebeple Hostelin hemen karşısında konumlanan bu Tayland Restoranına bu işi bilen bir arkadaşımla gittim ve kendisi bana sebzeli pirinç noodle’ını önerdi. İçinde hindistancevizi yoktu. Çok değişik bir tattı benim için çok beğendim. Farklı baharatların ve yemişlerin tadı hissediliyordu. Noodle’ın üzerine serpiştirilmiş tofu da lezzetliydi. Ama alışkın olmadığım için biraz midemi rahatsız etmedi değil. Ben alışkın olmadığımdan dolayı böyle oldu ama seveni varsa güzel bir restoran adı Thai Stick. Kokusu yazarken burnuma geldi. Bu yemeği yerken hala jetlag’dim ve tek düşünebildiğim uyumaktı.

Peru Yemeği

Yukarıda gördüğümüz bu tabak ise Peru mutfağına ait. Bunu ben yemedim, arkadaşım yedi ancak detayları kendisinden alacağım. Şunu söyleyebilirim ki inanılmaz güzel kokuyordu! Canım çekmedi değil. Arkadaşım bunu yerken ben çok tok olduğumdan dolayı bir şeyler içmek istedim; iyi ki de istemişim; çünkü hayatımdaki en güzel içeceklerden biri ile karşılaştım.

Chica Peruana

Bu Peru’ya özel bir kırmızı mısır ( ? ) dan yapılıyormuş. Meyve suyu gibi. Alkolsüz, alkol yok. Komposto kıvamında güzel bir içecek. Bayıldım. Tadı kızılcık suyu gibi. Bu restoranın adı Fresca, 24th Caddede yer alıyor. Çok da sevimli bir mekandı ayrıca. Fresca’dan çıktıktan sonra biraz yürüyüp Dolores Park’ta dinlenebilir, Bi-Rite Creamery’de dondurmanızı yiyebilirsiniz. Arada 6 blok kadar bir fark var sadece ve çok yokuş değil.

Taco

San Francisco’da tacosuz bir tatil olur mu? Tabii ki hayır. Mission Street’e doğru giderseniz Meksika bölgesine yaklaşıyorsunuz demektir. Burada taco yiyebileceğiniz bir sürü yer var. Ben de gözüme güzel gelen birine (en uzun kuyruğun olduğu yere) girdim ve mükemmel bir taco yedim! Bol acılı! Özellikle tortillanın mısır unundan yapılıyor olması daha da hoşuma gidiyor. Güzel tatlar bunlar, sevimli detaylar. Yalnız acısı da gerçekten acı. Salaş bir mekandı burası, Taqueria Cancun! Haha hatırladım ismini sonunda (editlerken yazdım) o kadar sevimliydi ki… Atmosfein ve lezzetin harmanlanması her zaman hoşuma gitmiştir.

Dondurma

Sıra Dolores Park’ın hemen bitiminde konumlanan Bi-Rite Creamery’ye geldi. Salted Caramel seçeneği üzerinde yoğunlaşmak istiyorum. Bu dondurmayı bir makalede konumlanan fotoğrafta görmüştüm ve özellikle Salted Caramel denemek istemiştim… Doğru kararmış, ben hayatımda böyle dondurma yemedim. Sırf bu yüzden bir daha gidebilirim. Bitirmek istemedim, hatta bir top daha alacaktım ama çok fazla geleceğinden dolayı vücudum artık dur dedi. Yalnız tabi ki bir kez daha gittim. Bu sefer farklı bir şey denedim;

Cupcake

Bi- Rite Creamery’nin bir de marketi bulunuyor. (Hemen dondurmacının çaprazında) Bu markette tadım da yapabiliyorsunuz. Bazen kahve tadımları oluyormuş ve ben bunlardan birine denk geldiğim için sevinçliyim. Bu bol kremalı, çikolatalı cupcake’i oradan aldım. Dolores Park’ta da afiyetle yedim. Krema kıvamı çok başarılıydı.

Cheesecake

San Francisco’ya gidip, Union Square’de Macy’s in en üst katında konumlanan Cheesecake Factory’e gitmeden olmaz. Bu görmüş olduğunuzu original cheesecake. Tek kelime ile şahane. Bitince üzülüyor insan. özlüyor istemsizce. Şu kremaya bakın! 🙂 Kimseyle paylaşmam dedirten cinsten.

Kahvaltı

Bütün bunlara Bonus olarak da USA Hostels San Francisco’nun kahvaltısı 🙂 Gayet doyurucu ama pek fazla karbonhidratlı…

Bu ufak tatlı ve yemek turumuzdan sonra yazıyı küçük bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Geçen yıl bu zamanlar yine San Francisco’dayken hostelin düzenlediği yürüyüş turlarından birine katılmıştım. Şehri yürüyerek geziyorduk yaklaşık 2 saat boyunca… Mola verdiğimiz yerlerden biri de İtalyan Bölgesi’ndeki butik kafelerden biriydi. Orada yediğim beyaz çikolatalı bademli bisküvinin ve içtiğim, aslında pek bir özelliği olmayan filtre kahvenin tadını kesinlikle unutamadım. O kadar çok hoşuma gitmişti ki bu yıl katıldığım turda baktım ki o bölgeden geçmiyoruz, hemen rehberimize sordum “Ama, ama böyle bir kafe vardı?! Gitmiyor muyuz diye?!” Rehber de hatırladığıma şaşırarak rotayı değiştirdi ve bisküvi – kahvemle buluştum. Bir daha gidersem soluğu alacağım ilk yer orasıdır. Şimdi orası neresi derseniz sadece giderek bulabilirim; çünkü ismi yok 😦 Yani ismi var da ismi bende yok. Büyük hata biliyorum, ama kendimi o kadar kaptırmışım ki… Çok küçük bir yer sadece iki masa var… Ama şöyle tanımlayabilirim, vitrininde her daim taze ürünlerin “sergilendiği” tek yer. China Town ile İtalyan Mahallesinin kesiştiği yerde konumlanıyor…

Şimdilik  yemek hikayelerim böyle 🙂

Umarım beğenerek okumuşsunuzdur ^^

BİZİ, FACEBOOK, TWITTER VE INSTAGRAMHESABIMIZDAN TAKİP ETMEYİ UNUTMAYIN 🙂 YORUMLARINIZI BEKLİYORUZ!

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s