Ojingeo Deopbap ve Mandu

Kore yemekleri ile ilgili paylaşımlarımı gerçekleştirirken arada en sevdiklerimden bol acılı “ojingeo deopbap -오징어 덮밥” paylaşımını unuttuğumu gördüm ve hemen eklemek istedim. Edit: Klasik versiyonunu paylaşmamışım ^^
Deniz ürünleri Kore Mutfağı’nda sıklıkla kullanılıyor, özellikle sulu yemeklerde deniz ürünleri ile harmanlanmış su ya da istiridye – balık sosu ile marine edilmiş et kullanılabiliyor. Ancak ojingeo deopbal daha çok kalamardan ve mürekkep balığından yapılıyor. Bol kuru ve taze soğan ile birlikte pişirilen kalamar, karides veya mürekkep balığı, acı sos ile birleştirilip, pilav üstünde sunuluyor.
Gerçekten acı kategorisine girebilecek bir yemek nitekim yerken sürekli pilav ile birlikte “acı sevmeme rağmen” o acılık hissini dengelemeye çalışıyorum.
Ancak İstanbul’da yediğim Ojingeo Deopbap ile Kore’de yediğim arasında dağlar kadar fark var. Nitekim hem yağından hem de ürünün yetiştiği yerden dolayı bir tat farklılığı hissediyorum. Şimdilik beni tatmin etse de buna bir çözüm bulunmalı diye düşünüyorum. Kimi zaman mezeler aynı Kore’deki gibi oluyor. Diğer bir yandan yemeğin içinde olması gerekenden fazla soğan tadı var. Bu soğan tadı da acı ile bastırılıyor sanki… Kendi bakış açıma göre, sadece kalamar değil, kalamar ve kurutulmuş karides bir arada kullanılıp, eser miktarda yeşil soğan ve bolca kuru soğan ile hazırlansa daha iyi olacağına inanıyorum.
İstanbul’daki ya da Türkiye’deki diyebilirim, Kore Restoran’ları (Kore’ye göre kıyasladığımda) pahalı kaçıyor. Bunun sebebi de kimi ürünlerin Kore’den buraya getirtilmesi ve masraflı olması. Ancak Kore’de yaklaşık 10 TL’ye yediğim yemeğe İstanbul’da 40-50 TL arasında (hatta Kore Barbeküsü’nde bu fiyatlar tavan yapabiliyor) bir ücret vermek beni en sevdiğim mutfaklardan biri olan Kore Mutfağı’nda mahrum ediyor. Ayda bir ya da iki kere yemeği tercih ediyorum. Mezeler ücretsiz, hatta su da ücretsiz ama Kore geleneklerine göre heasbın %8-9’u kadar bir servis/hizmet ücreti kesiliyor tabi… Yine de en sevdiğim mutfaklardan biri olduğu için özel günlerim başta olmak üzere kendimi Kore yemekleri ile ödüllendiriyorum diyebilirim…
IMG_9844

Daha önceki yazımda da belirttiğim üzere yine Seorabeol Kore Restoranı’nda yediğim Ojingeo Deopbap ve mezeler… Fotoğraf: itsmuesday

Diğer fotoğraftaki yemek ise “Mandu –만두”. Türkiye’yi baz alarak örnek verirsek kızarmış mantı diyebiliriz. Bu yediğim kıymalı olan manduydu keza Kore’de zencefil, kimchi (Kore’ye özgü turşu) gibi ürünlerle de içi doldurulabiliyor. Hem haşlanmış hem de kızarmış olarak sunuluyor. Çıtır çıtır olanı her zaman tercihim! ^^
IMG_9846

Mandu ve mezelerin dansı 😛 ^^ Fotoğraf: itsmuesday

 —–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂
Reklamlar

BIG CHEFS – BEĞENDİLİ KÖFTE

Daha önceki yazılarımda Big Chef’teki en sevdiğim tatlı olan Banana Split’ten bahsetmiştim. Şimdi de ana yemek kategorilerinden birindeyim. Ne zaman bir menüde “beğendi” görsem soluğu orada alıyorum diyebilirim. Bu seferde Big Chefs’in beğendili köftesini yedim. Her zamanki gibi inanılmaz başarılı olan Big Chefs burada da hünerlerini döktürmüştü. Porsiyon bana göre biraz büyük olsa da, köfteler istediğim gibi tam pişmişti. Beğendinin içinde hissedilen hafif patlıcan parçaları çok iyi bir kıvam yaratıyordu. Bu sebeple beğendi seven herkese rahatlıkla önerebileceğim bir tabak oldu.
Tam ortaya serpiştirilmiş küçük çıtır pidecikler ve yemeğin üzerine gezdirilmiş az miktarda tereyağı bütün bu lezzetin daha güzel bir şekilde harmanlanmasını sağlamış… Big Chefs’e yine tam not 🙂 Unutmadan da ekleyeyim, yemeğin sıcak ve hafif çukur tabakta gelmesi de güzel oldu, daha doğrusu adını bilmediğim sac türü malzemeye sahip bir tabakta geldi…
IMG_9569

Maydanoz sevmediğim halde bütün tabağı silip sürüpdüm 🙂 Fotoğraf: itsmuesday

Ok guys! Some of my friends told me that I need to write in English too! Ok! I will try my best again! Let’s start!
Well, this dish is popular nowadays; it is called meatball & aubergine puree with milk and browned flour or meatball with eggplant puree… I have some difficulties with the translation of the dish names in Turkish haha!
This dish is one of my favorite dishes in the restaurant called Big Chefs. It’s located in Istanbul – Turkey right now. And believe me all of them has a great location!
The eggplant puree is usually made with eggplant, milk, butter, cheese and some spices. It’s a good side dish for meat. It’s so soft but you can feel some pieces of the eggplant in your mouth which makes the taste better.
If you come to Turkey one day, you should try “beğendili kebap (kebab with eggplant puree) or beğendili köfte (meatball with eggplant puree). And if you need a good view you should definitely go to Big Chefs (any of them).
Oh I forgot something! The pita bread on the puree is very crispy! It is fried with butter and spice! Yummy!
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

HAPPY MOON’S CAFE- ÖĞLE YEMEĞİ

Happy Moon’sun yemeklerini seviyoruz. Bu sefer de salatalar üzerinden bir yemek deneyimlemek istedik. Tavuklu Sezar Salata ve Cajun Chicken Salata’dan yana tercihimizi yaptık. Kesinlikle yaptığımız en güzel seçimdi diyebilirim.
Happy Moon’s atmosferiyle de mutlu bir his yaratıyor, bunun yanına leziz salatalar da eklenince pek bir keyifliydi doğrusu. Salatalar çok hızlı bir şekilde geldi, yaklaşık 10 dakika sonra her şey tamamdı. Servis, içecekler ve salatalar… Oturmamızla yememiz bir oldu gibi neredeyse. Özellikle sıkma limon suyunu da güler yüzle bize getiren görevlilere de buradan teşekkürlerimi sunarım.
Diyecek bir şey bulamıyorum açıkçası, sunumdan lezzete, servis hızından servis kalitesine kadar her şeyden memnun kaldım.
IMG_1565

Çok acıktığımdan dolayı fotoğrafı çekmeden önce belki bir lokma almaya yeltenmiş olabilirim 🙂 affola Fotoğraf: itsmuesday

Salatanın yanındaki üçgen yufka detayı da çok hoşuma gitti. Sezar Salata sosu genelde son kısımlara doğru beni boğar ama 10 dakika içinde bütün tabağı bitirdim. Tavuklar fazla bile geldi…
IMG_1566

Efsane hardal sosuyla birlikte Cajun Chicken Salata Fotoğraf: itsmuesday

Sadece yanında gelen sosu tek başına yiyebilirim! İnanılmaz bir lezzetti benim için, normalde kızarmış ürünleri pek tercih etmiyorum ancak bundan sonraki kaçamağım belli oldu gibi 🙂
Detaylı Bilgi için: http://www.happymoons.com.tr/
—-
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

BAAZEN TANTUNİ – AYRAN (YOGHURT DRINK)

Farkettim ki bazı yazıarımı İngilizce olarak da hazırlamalıyım, nitekim zaman zaman kendi ülkemi de tanıtmak, denediğim bölgesel lezzetlerden bahsetmek isterim…
Bu kez Baazen Tantuni’ye geldim ve tantuni – ayran çiftini denedim. İstanbul’da Levent’te konumlanan Baazen Tantuni spesifik menüsü ile tantuni severlerin yanında! ^_^ Arada sırada giderim ve midemde Anadolu rüzgarı estiririm.
Bu sefer gittiğimde değişen ayran bardakları dikkatimi çekti! Daha butikleşmiş bir dokusu vardı ve tadı hafif ekşi olan ayrandı… Bu gibi küçük detaylar hep pozitif bir izlenim yaratıyor gözümde… Canım ilk tantuni çektiği zaman koşup yiyeceğim ve sevimli bardaktan ayranımı içeceğim. ^_^
IMG_1529

Baazen Tantuni’deki ayran bardağı Fotoğraf: itsmuesday

 

I realize that I need to post some of my reviews in English too. Because I want to introduce my country to you guys! Well, maybe my English isn’t good enough to explain my thoughts however I will try my best!
Well, here is a famous Turkish drink called “Ayran”. It’s made from plain yoghurt, water and salt! Turkish yoghurt is a little bit sour than the fruity ones. If you have chance to visit Turkey you must try “Ayran”! This drink is good with a sandwich, meatball or pizza…
This time I’ve drank it with a regional wrap called “Tantuni”, which is a wrap with minced meat and spices in it.
There are too many regional dishes around Turkey but “Ayran” is a must for you to try it and it’s so cheap. It’s about USD 1!
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

EOS – EVOLUTION OF SMOOTH LIP BALM

Dudak balmları çantalarımızın vazgeçilmezleri arasındadır hep. Benim de en sevdiğim ürünlerden biri olan eos strawberry sorbet lip balm her zaman çantamda yerini alır. Yapısı gereğiyle sürümü çok kolay, taşınması keza aynı şekilde kolay. İşlevselliğine baktığımda ise bana vaadedileni yerine getirdiği için memnunum… Bu ürünü Amerika’dan aldığım için Türkiye fiyatına göre daha ucuza aldım, aslında çok daha ucuza aldım diyebilirim.
EOS’un çeşitlerine bakarsak;
  • Coconut Milk
  • Blueberry Acai
  • Pomergranate Raspberry
  • Summer Fruit
  • Sweet Mint
  • Honeysuckle Honeydew
  • Lemon Drop with SPF 15
  • Medicated Tangerine
Aromaları ya da çeşitleri bulunmakta, kimi zaman 2’li veya 4’lü paketlerde satılıyorlar. Ürünlerde paraben ve gluten yok, aynı zamanda %99 doğal olduğu belirtilmekte. Shea yağı ve C&E Vitaminlerini de içeriyor… Dudak bakımında mutlaka kullanılması gereken unsurlardar biri olduğunu düşünüyorum. Özellikle dudak peelinginden sonra uyguladığımda en verimli sonucu aldığımı söyleyebilirim.
DSC01164

EOS – Strawberry Sorbet Dudak Balmı

 —–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

VIKTOR & ROLF FLOWERBOMB

Her ne kadar yeni kokulara açık olsam da Viktor and Rolf Flowerbomb çıktığı günden bu yana imza parfümümdür. Uzun süredir bıkmadan kullanıyorum. Aynı zamanda destekleyici ürünlerini de kullanıyorum, losyon, duş jeli… vb. gibi. Bu sayede kalıcılığını da arttırıyorum.
Çiçeksi bir koku olarak tanımlansa da benim tenimde sanki şekerli etkisi yaratıyor. Bu sebeple hem çiçeksi hem de şekerli notalar duyuyorum sanki. Yasemin, gül, frezya gibi içeriklere sahip olan bir kokusu var, oryantal olarak adlandırabiliriz diye düşünüyorum.
Zaman zaman kampanyaları da oluyor, bence setlerinden almak da mantıklı çünkü çanta boyu olarak taşınan şişeşinin de tasarımı çok güzel, daha doğrusu sevimli.
DSC01183

Flowerbomb! Kolyeyi de H&M indiriminden almıştım ^^ Fotoğraf: itsmuesday

—–
 Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

Tatilde Kalacağım yeri nasıl belirliyorum?

Herkesin kendine göre bir önceliği vardır, kimimiz beş yıldızlı otel, kimimiz bir guesthouse kimimiz ise hostelde kalmayı tercih ediyoruz ve bunun için farklı sebeplerimiz var. Bir yere turla gitmediğiniz sürece kalacağınız yeri ayarlamaktan kendiniz sorumlusunuz. Bu sebeple şu ana kadar yapmış olduğum seçimlerdeki mutluluğumdan dolayı “iyi bir konaklama yeri nasıl bulunur” kapsamında kendi deneyimlediklerimi aktarmak istiyorum.
Öncelikle bilinmeli ki herkesi %100 mutlu etmek tabi ki imkansız. Herkesin de kendine göre istediği şeyler mevcut. Bundan yola çıkarsam;
  • Güvenli bir konum + Güvenlik
  • Gezebileceğim yerlere yakınlığı
  • Özel dolap ve kilit
  • Hijyen
  • Odaların durumu
Bir yeri araştırırken, çeşitli internet sitelerindeki yorumların birçoğunu okuyorum, sekiz sayfa yorum varsa sekizini de okuyorum ki daha önce yapılan negatif yorumlar ile ilgilenilmiş mi, yorum yapanlara gerid önüş gerçekleştirilmiş mi bunları öğreniyorum. Daha sonra da negatif yorum yazanların ortak noktasını bulmaya çalışıyorum. Bunun doğruluğuna ise kişinin daha önce yapmış olduğu yorum sayısı, gezi sayısı, üyelik seviyesi ile yaklaşmak mümkün. Eğer yorumlarda sadece 1 kişi “temizlik”ten şikayet etmiş ise bilin ki bu pek doğru değil yani mantık olarak da doğru olması beklenemez diye düşünüyorum.
Güvenli bir konum ve Güvenlik: Kalınacak yerin bölgesi önceden araştırılmalı, o bölge ile ilgili yerel haber varsa onlara ulaşılmalıdır. Bu kapsamda bölgede olan biten daha iyi anlaşılır. İnternet, daha doğrusu booking sitelerinde “güvenlik” kategorisinin puanlamasına dikkat edilmeli, kalınacak yerde daha önce herhangi bir olay olmuş mu araştırılmalıdır. Bunlar biraz psikopatça gelebilir ama huzurlu uyumanızı sağlayacaktır.
Gezebileceğim yerlere yakınlığı: Tabi ki her otel, hostel… vb. konaklama mekanı, konumunun merkezi ve birçok yere yakın olacağını söyleyecektir. Nitekim onların da bir şekilde marketin gerçekleştirmesi gerek. Bu kapsamda otelin yeri ve gitmek istediğiniz yerler arasındaki mesafeyi kontrol edin. Özellikle yürüme mesafesi olarak da kontrol edin nitekim ilk gidişte toplu taşıma yerine yürüyerek etrafı gözlemlemek daha zevkli olabilir. Merkeze yakın konaklama yerlerinin ücreti daha fazla olacaktır ancak unutmayın ki birçok yere ulaşırken harcayacağınız para cebinizde kalır.  Aynı zamanda tek başınıza kaldığınızda bu yerleri tekrar gezebilir gözünüzden kaçan bir şey olmadığından emin olabilirsiniz ya da yeniden bir alışveirş turu yapıp, bütün ağırlığı kısa süre içinde odanıza bırakabilirsiniz. Bu kategoriye ek olarak havaalanından ya da tren/otobüs garından ulaşılabilirliğinin kolay olması (yakın değil kolay) da ayrı güzel bir etken olarak pozitif kısımda yer alabilir. Eğer servis ya da özel otobüs gibi seçenekler varsa daha da bir güzel oluyor.
Özel dolap ve kilit: Eğer otelde kalmıyorsanız, özel dolap ve kilit en fazla ihtiyaç duyacağınız şeylerden biri. Kimi hostelde hala yok ancak birçoğunda mevcut. Özellikle bu dolapların içind eşarj üniteleri oluyor ve elektronik eşyalarınızı bu dolaplarad kilitlenmiş bir şekilde şarj edebiliyorsunuz. Aynı zamanda kıymetli eşyalarınızı da bu dolaba koyuyorsunuz.
Hijyen: En ama en çok araştırdığım konulardan biri. Özellikle farklı internet sitelerinden araştırarak, karşılaştırarak bir hostele gitmeden temiz ya da pis olduğuna karar verebiliyorum. Çarşaflar temiz mi, hiç şikayet edilmiş mi, tuvaletler kapsamında şikayet var mı? Eğer şikayetin türü ve tipi aynıysa ve 4-5 kez tekrar ediyorsa bunun doğru olma ihtimalinin çok yüksek olduğunu unutmayın.
Odaların Durumu: Sonuçta konfor da önemli, tabi ki 5 yıldızlı otel konforu beklemek imkansız olur düşük bütçeli yerlerde ancak, hem fotoğraflardan (ki çoğu inanılmaz kandırıcıdır) hem de yorumlardan odaların durumunu az çok tahmin edebilirsiniz ama pozitif bir yaklaşım için beklentiyi çok yüksek tutmamak gerek.
Genelde bu şekilde ve belki biraz daha kapsamlı bir araştırma yapıyorum. Şu ana kadar kaldığım hosteller çok başarılıydi. Hem hijyen hem güvenlik hem de konfor adına…
Ancak her şeyi araştırdınız, gittiniz odanıza yerleştiniz, baktınız ki iyi hissetmiyorsunuz, güvende hissetmiyosunuz, içinizde kötü bir his var. Sizin güvenliğiniz her şeyden önemli bu sebeple biraz daha para verip daha güzel bir yere geçin, nitekim dediğim gibi en önemli olan sizin güvenliğiniz ve huzurunuz.
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

SMASHBOX – FULL EXPOSURE PALETTE

Nude renk serileri her zaman çok hoşuma gider. Bu paleti de görür görmez dayanamadım ve hemen aldım. İçinde hem mat renkler hem de yakın tonlarının parlak renkleri olması beni çok mutlu etti. Rahatlıkla taşınabilen, aynasının şaşırtıcı derecede büyük olduğu bir palet bu… Kutusunun içinden göz şeklinize göre yapabileceğiniz uygulama önerileri çıkıyor.
Şu anda bütün renkleri deneyemedim ancak en kısa zamanda bütün renkler ile ilgili yorum paylaşacağım.
DSC01251

Smashbox FULL EXPOSURE PALETTE’i Douglas’tan aldım. Fotoğraf: itsmuesday

 

Özellikle SOFT MATTE MIDTONE TAN rengini ASHY DARK BROWN rengi ile harmanlayıp uygulamak istiyorum!
Aynı zamanda Douglas’tan yapmış olduğum alışverişte çeşitli cilt bakım ürünleri ve parfüm testerları da verdiler. Bu kapsamda kendilerine çok teşekkür ediyorum, tester’lar en çok sevdiğim şey ^^
DSC01254

Lancome, Yves Saint Laurent, Biotherm deneme ürünleri… Fotoğraf: itsmuesday

 

 —–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

CHINA TOWN – SAN FRANCISCO

San Francisco’daki ilk günümde kaldığım hostele yürüme mesafesinde olan bölgeleri gezmeyi tercih ettim. Bunlardan biri de 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan China Town’du. Çin Mutfağı’nı da ayrıca sevdiğimden dolayı haritayı aldım elime ve başladım yürümeye…
DSC00322

China Town’da kırmızı renk hakim. Fotoğraf: itsmuesday

San Francisco’daki China Town, Kuzey Amerika’daki en büyük göçmen bölgesi diyebiliriz. San Francisco nüfusunun büyük bir oranını da Asya’dan gelenler oluşturuyor. Ancak burada eklemek isterim ki daha önceki yazılarımda da belirttiğim üzere, herhangi bir kültürel etkileşim ya da kültürel arası değişimin, paylaşımın çok aktif olmadığını düşünüyorum. Nitekim China Town konumlandığı bölge içerisinde küçük bir kasaba gibi, dışa kapalı olarak gözüküyor sanki… China Town bittikten sonra da bu Çin etkisi çok sert bir şekilde kesiliyor tamamen başka bir kültürün kapısını açıyormuşsunuz hissine kapılıyorsunuz.
China Town’a geri dönersem, burada birçok restoranda Çin lezzetlerinin tadına bakabilir, birçok dükkândan hediyelik eşya alabilirsiniz ve bunlar genelde normal piyasa fiyatının altında oluyor. China Town ve ara sokaklarını yürüyerek keşfederken mutlaka Golden Gate Fortune Cookie Factory’ye uğrayın, taze kurabiyelerden tadın hem de falınızı okuyun. Ancak fotoğraf çekmek bu dükkanda paralı 0,25 cent civarı olması lazımdı.
DSC00323

Bavul etiketlerinden, şemsiyeye birçok ürünün bulunduğu pasaj olarak adlandırabileceğimiz mağazalar dükkanlar mevcut. Genellikle konsept aynı ancak zaman zaman kalite farkedebiliyor bu sebeple dikkatli olmak lazım, ancak ne yaparsam yapayım hepsi çok sevimli geldiğinden dolayı dayanamıyorum! Fotoğraf: itsmuesday

Aynı zamanda Jackson – Grant Ave kesişiminde yer alan New Woey Loey Goey restoranına da uğramayı ihmal etmeyin, çok sevimli garsonları ve güler yüzleri ile inanılmaz bir hizmet sunuyorlar. Menüdeki birçok şeyi deneme fırsatım oldu, neredeyse hepsini beğendim diyebilirim…
China Town, fast food sevmeyenler için resmen bir cennet. Yemek seçenekleri çok fazla, bu sebeple her öğle yemeğinde soluğu China Town’da aldım ve sağlıklı beslenebildim diye düşünüyorum. Aynı zamanda şehri yürüyerek gezmek isterseniz de China Town’ın da yer aldığı bir rota çizip rahatlıkla en önemli turistik yerleri gezebilir, Pier 39’da mola verip tekrar gezmeye devam edip, Union Square’de gezinizi tamamlayabilirsiniz. Bu da bir gününüzü şehri yürüyerek deneyimlemenizi sağlar ki o zaman daha rahat gözlem yapabiliyorsunuz…
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

BOBBI BROWN ONLINE ALISVERIS

Bir göz kremi arayışının daha sonuna geldik… Kısmen… İnternet üzerinden yaptığım araştırma kapsamında göz çevresini nemlendirmede başarılı olduğu iddia edilen Bobbi Brown Hydrating Eye Cream’i denemek istedim. Uzun zamandır Kiehl’s Creamy Eye Treatment with Avocado (http://www.kiehls.com.tr/skin-care/creamy-eye-treatment-with-avocado) kullanıyordum. Bana çok yoğun geliyordu yapısı ama memnundum. Ancak göz kremimi değiştirmem gerektiğini düşünüyordum. Bu kapsamda da Bobbi Brown Hydrating Eye Cream ile tanışma fırsatı yakaladım.
Bobbi Brown online alışveriş sitesi geçtiğimiz günlerde açıldı. Bu tür siteleri takip ederim, genelde de ürünleri kendi websitelerinden satın almaya öncelik gösteririm; çünkü kendilerine özgü hediye kodları, kuponları ve ücretsiz deneme boyu ürünleri ile kaliteyi devam ettiriyorlar. İyi ki Bobbi Brown alışverişimde de bunu yapmışım.
DSC01231

Fotoğraf: itsmuesday

Hydrating Eye Cream yanında özel kod ile Bobbi to Go setim hediye geldi. Bu setin içinde rimel, göz kremi ve yanak&göz paleti bulunmakta.
DSC01234

Bobbi to Go, Fotoğraf: itsmuesday

Paleti henüz denemedim, ilerleyen dönemde deneyeceğim ancak görüntüsü gerçekten hoş. Hydrating Göz Kremi ise sadece bir kez denedim, nemlendirme özelliğini ve yoğunluğunu beğendim. Belirli bir süre kullandıktan sonra daha verimli bilgi verebileceğime inanıyorum. Ancak ilk izlenimim pozitif yönde.
DSC01238

Bobby to Go, Fotoğraf: itsmuesday

 

 —–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

GARNIER FRUCTIS ÜRÜNLERİ

Saç ürünleri ile aram hiçbir zaman iyi olmadı, nitekim birçok ürünün vadettiklerini yerine getiremediğini gördüm. Bu durum can sıkıcı bir hal alıyor gün geçtikçe, bu yüzden saç kategorisinde hiçbir zaman “favorilerin de favorisi” kapsamında bir ürün olamayacak diye düşünüyorum, umarım bu düşüncemi değiştirecek olan bir ürün bulunur, belki vardır da denememişimdir, bu konuda ince telli ve kuru saçlarla ilgili önerilerinize açığım…
Gelelim yine küçük çaplı bir alışverişe… Bu ürünler ile ilgili birçok yorum okuduğumdan dolayı denemek istedim. Genellikle 5 üzerinden ortalama 4,5-5 almış ürünlerdi. Denemenin faydası var diye düşündüm ve hemen soluğu CVS Pharmacy’de aldım.

 

Garnier Fructis Style Extra Strong Curl Sculpting Gel
Garnier Fructis Haircare Sleek & Shine Moroccan Sleek Oil Treatment for Frizzy, Dry, Unmanageable Hair
Garnier Fructis Style Sleek & Shine Conditioning Cream
DSC01187

Görüldüğü üzere yağı CVS’den 7,29’a almışım ^^ İşte saç ailem ^^ Fotoğraf: itsmuesday

 

Garnier Fructis Style Extra Strong Curl Sculpting Gel’den başlamak gerekirse, bukle belirginleştirici özelliğe sahip bir jel, akışkan ve hafif yapışkan bir dokuya sahip, kokusu hoş… Elektriklenmeyi azaltacağını vadeden bir ürün, evet bukleleri belirginleştirirken bunu da yapıyor; ancak, belirli bir süre sonra işlemi yenilemek gerekiyor. Saçlarımı yıkadıktan sonra, bakım yapıp Garnier Fructis Style Extra Strong Curl Sculpting Gel sürüp kurutunca buklelerim harika oluyor ama en ufak bir ıslaklıkta, mesela mini bir yağmur geçişinde hemen yapış yapış bir şeyler iniyor saçınızdan aşağı doğru. Bu yüzden yazın kullanmayı tercih edeceğim bir ürün. Türkiye’de var mı şu an bilmiyorum ama olsa alırdım bir daha; çünkü bukleleri belirginleştiriyor mu, evet!
Garnier Fructis Haircare Sleek & Shine Moroccan Sleek Oil Treatment for Frizzy, Dry, Unmanageable Hair saçlarımı her yıkadıktan sonra kullandığım bir ürün haline geldi, içinde argan yağı mevcut, saçlara parlaklık kazandırıyor ve yağlandırmaktan ziyade yoğun bir şekilde nem veriyor, yumuşaklık ve hafiflik yaratıyor. Benim saçımdaki elektriklenme sorununa iyi gelmiş değil kendisi fakat, fön çekerken çok daha rahat kontrol edebilmemi sağlıyor saçlarımı, aynı zamanda parlaklık vermesi ve saçı yumuşacık yapması da güzel.
Garnier Fructis Style Sleek & Shine Conditioning Cream, ürünün boyu büyük, uzun saçlı arkadaşlarım bile uzun süre kullanabilirler bunu. Durulanmayan saç kremlerini seviyorum aslında çünkü saçım o kadar kuru ki, bu sebeple sürekli ilgiye ihtiyacı var. Saçlarım hafif nemliyken ya da kuruyken kullanabildiğim bu krem, hem saçlarımı yatıştırıyor hem de buklelerimi belirginleştiriyor… Bu ürün bitince buna benzer başka bir ürün ile değiştirebilirim; çünkü bu seride mantıken kokuların aynı olması gerekiyor nitekim içerik kapsamında benzerlikler var ama üç ürünün de kokusu birbirinden alakasız olduğundan dolayı yağ – krem ya da krem – jel kullandığımda saçlarım bir garip kokuyor. Üç koku da birbirinden farklı ve uyumsuz.
 —–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

THE PHANTOM OF THE OPERA – ZORLU PERFORMANS SANATLARI MERKEZİ TURKCELL SAHNESİ

Bundan yaklaşık 5 ay önce New York Majestic Theater’da izleme şansını yakaladığım The Phantom of the Opera (Operadaki Hayalet), New York’taki son günümde beni resmen büyülemişti. İzlemiş olduğum müzikalden öte bir şeydi sanki. O gün bu gündür Phantom aşağı Phantom yukarı gerçekleşen muhabbetlerin etkisi geçmeye başlamışken, 10 Nisan akşamı bir kez daha The Phantom of the Opera ile gündemimizi değiştirdik. İstanbul Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin evsahipliği yaptığı Operadaki Hayalet müzikali tarafından bir kez daha büyülendik.

Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin seyricilere vermiş olduğu program kitapçığı da şov ile ilgili bilgiler içeriyor. En çok beğendiğim kısmı ise The Phantom of the Opera hakkında bilmedikleriniz kısmı. Örneğin 17 Eylül 2009’a gelindiğinde şovun Broadway versiyonu 9000’den fazla kez sahnelenmiş…

10 Nisan’dan beri her gün en az bir kez overtürü dinleyip müzikalin bize hissettirdiklerini tazeliyoruz. Belki biraz iddialı olacak ama şu ana kadar izlediğim en başarılı, en etkileyici prodüksiyon diyebilirim. Kostüm, dekor, ışıklandırma, özel efektler… O kadar zevkle inceledim ki her bir detayı… Büyüleyici demekten başka bir şey diyemiyorum… 7 Nisan – 17 Mayıs 2015 tarihleri arasında gösterim devam edecek. Detaylı bilgiye: http://www.zorlucenterpsm.com/ adresinden ulaşabilirsiniz.
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

 

NATURE REPUBLIC – Provence Long LastIng LIpstIck

Nature Republic markası ile ilk defa Kore’ye gittiğimde tanıştım. Belirtmek gerekir ki Kore, kozmetik kapsamında çok gelişmiş ve yerel markaların hâkim olduğu bir pazara sahip. Genelde turistik yerlerde konumlanan mağazaların yanı sıra, metro istasyonlarında bile özenle tasarlanmış kozmetik mağazalarına rastlamak mümkün.
Nature Republic de benim sürekli kullandığım duraktaydı. Her gün metroyu kullanırken genellikle içeri bir göz atıyordum; çünkü kozmetik markalarının çokluğundan olsa gerek, genelde kapıda iki üç görevli duruyor ve ellerinde deneme boyu ürünler ile sizi içeri çekmeye çalışıyorlar. Tabi ben de ürüne göre bazen girip bir iki bir şey alıyordum.
Ancak bu seferki Nature Republic alışverişimi New York’taki China Town’dan yaptım. Koreli bir markaya rastlamak güzeldi, nitekim en sevdiğim markalardan biri olunca hemen soluğu orada aldım.
Yaklaşık 2 dolara satılan yüz maskelerinden depolamanın yanı sıra, Provence Long Lasting Lipstick serisinden Shine Coral’ı denemek istedim. Nature Republic’in rujlarını beğenirim, bu seriyi de çok sevdim; ancak beni rahatsız eden bir şey oldu ki bu da bir daha bu serideki rujları kullanmama kararı aldırdı bana…
Sürülüş şekli, tonu, dokusu çok başarılı olan rujdaki tek sıkıntı, sürekli tattığınız acı bir koku. Yani sürekli ağzıma parfüm sıkmış gibi hissediyordum. Bu sebeple her ne kadar görünüşünü beğenmiş olsam da ağzımda bırakmış olduğu acı tat ve yoğun kokudan dolayı çok fazla kullanmayı düşünmediğim bir ürün halini aldı.
Fotoğraf: itsmuesday

Fotoğraf: itsmuesday

—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

MICHAEL KORS – SEXY AMBER EAU DE PARFUM

Michael Kors Sexy Amber, parfümünü açıkçası denemek adına almıştım. Uzun zamandır Viktor and Rolf kullanıyordum. Bir ara Burberry Body’e geçiş yaptım. Ancak yaz gelirken, yanlış hatırlamıyorsam, Ağustos 2013’te piyasaya çıkan Michael Kors parfüm koleksiyonundan Sexy Amber’in kokusu çok hoşuma gitti. Üst notalarında odunsu bir kokuya sahip ancak dip notalarına doğru pudramsı bir hal alıyor. Kalıcılığına baktığımda ise gayet başarılı olduğunu düşünüyorum. Özellikle kıyafetlerimde bıraktığı koku çok hoş. Tenimde kalıcılığının çok fazla olmadığını gözlemledim, ortalama diyebilirim…
DSC01139

Fotoğraf: itsmuesday

Beğendiğim parfümler arasında yerini almış olmasına rağmen, internette okuduğum yorumlarda genelde yoğun bir koku olduğundan yakınmaktalar. Bu sebeple sanırım gece ya da çeşitli davetlerde daha sık kullanacağım.
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂

KIEHL’S ULTRA FACIAL MOISTURIZER

Çok kuru bir cilde sahip olduğumdan dolayı günlük kullanabileceğim nemlendiricilere önem veriyorum. Sürekli aynı marka ürünü kullanmasam da vazgeçemediklerim arasında yer alıyor Kiehl’s Ultra Facial Moisturizer. Orta kıvamlı bir yapısı var. Cildim kuru ve hassas olmasına rağmen beni rahatsız etmeyen bir ürün oldu. Yüzümde bıraktığı hissi seviyorum. Normalde gün içerisinde cildimde zaman zaman gerginlikler oluşurdu. Kiehl’s Ultra Facial Moisturizer bunu biraz da olsa azaltmayı başardı.
Aynı zamanda Kiehl’s ürünlerinin tasarımındaki sadelik de hoşuma gidiyor bunu da eklemeden edemeyeceğim. Bakım ürünlerimin çoğunu Kiehl’s ürünleri oluşturuyor. Diğer ürünler hakkında da en kısa zamanda yorumlarımı paylaşacağım. Özellikle tonik ve göz kremi kapsamında başarılı ürünler olduğunu düşünüyorum.

Kiehl’s Ultra Facial Moisturizer, yoğuna yakın olan kıvamı ile uygulaması kolay… Farklı boyları mevcut. Fotoğraf: itsmuesday

Çok sevsem de 2 sezondur üstüste kullandığım için yüzümü biraz dinlendirip yine kendisine geri döneceğim. Kısa bir not: Gündüz öncelikli olmak üzere günün her saati kullanabileceğiniz de ürünün ambalajına iliştirilmiş…
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂