Kasım 2014 – San Francısco

Git şehrin en tepesine, bütün güzelliği oradan izle ve içindeki huzura huzur kat. Net!
San Francisco… Kaos hiç bu kadar huzurlu gelmemişti bana. Kendimi onca evsizin arasında hiç bu kadar güvende hissetmemiştim. Çeşitlilik hiçbir zaman bu kadar gerçekçi gözükmemişti…
JFK’de yaşadığım kaybolmuşluğun aksine SFO International’da sanki her şeyi elimle koymuş gibiydim, mutluydum; çünkü nerede olduğumu “rahat” bir şekilde algılayabiliyordum. O kalabalığın içinden kolayca beni konaklama merkezime götürecek servise yönelmiştim bile… Bekledim, servisime bindim ve üç saatlik farka alışma savaşı verirken kendimi hostelde buldum…
Hikâye bundan sonra başlıyor benim için San Francisco’da… Belki ömür boyu sürecek dostluklar, düşünce yapımın kısmi değişimine sebep olacak bakış açıları, birçok farklı insan… Yıllardır görmediğim dostlar…
Hosteller her zaman güzeldir insan tanımak için. Ancak şu ana kadar kaldığım hosteller arasında kendi içinde bu kadar organize olanını gördüğümü söyleyemem. USA Hostels San Francisco işini olması gerektiğinden daha güzel yapıyor… Hostelin düzenlediği “ücretsiz” etkinlikler kapsamında neredeyse bütün şehri dolaştım, çok güzel mekânlarda çok “ucuz” lezzetler tattım ve birçok insan tanıdım. Yürüyerek şehirde bir daire çizmenin heyecanını yaşadım. Ayağım rahatsız olmasına rağmen San Francisco’nun yokuşlu yollarında yürüyüp durdum. Kimi zaman yokuşları geri geri çıkmak zorunda kaldık arkadaşlarla.
Coit Tower'dan şehri izlemek ayrı bir keyif. Bulutların dansına şahit oluyorsunuz. Şehirde sadece belirli bir kısımda yüksek binalar olduğu için, geri kalan kısmı incelemek rahat. Nedense pek bir samimi geldi bana...

Coit Tower’dan şehri izlemek ayrı bir keyif. Bulutların dansına şahit oluyorsunuz. Şehirde sadece belirli bir kısımda yüksek binalar olduğu için, geri kalan kısmı incelemek rahat. Nedense pek bir samimi geldi bana… Fotoğraf: itsmuesday

Şehri izlemekten hiç yorulmadım…
San Francisco’da sevdiğim şeylerden biri, insanların önyargılarının neredeyse, tamamen yıkılmış olması. Nereden geldiğiniz, ne dili konuştuğunuz kesinlikle önemli değil. Çok sevdiğim arkadaşım Burkay bana bir şey demişti. San Francisco’da bir mağazaya çıplak girsen, sana neden çıplaksın diye sormaz, buyurun nasıl yardımcı olabilirim diye sorarlar… Herkeste olmasa bile insanlardaki bu rahatlık şehrin atmosferine de işlenmiş… Önyargısız bir ortam hissedebilmek şahane…
Diğer bir yandan, şehirdeki doku çok çeşitli. Bir yanda Çince, bir yanda Korece yazılara rastlamak mümkün… Çok sayıda restoran ve kafe mevcut. Hepsi farklı bölgelerden gelme. En güzeli de ne kadar fast-food restoranı varsa bir o kadar da butik restoran var. Neredeyse bütün öğle yemeklerimi Çin Mahallesinde yerin bir kat altında konumlanan bir restoranda yedim. Küçük ama çok sevimli bir yerdi…
New Woey Loy Goey (http://www.urbanspoon.com/r/6/88182/restaurant/Chinatown/New-Woey-Loy-Goey-San-Francisco) Özellikle wi-fi de mevcut dipnot olarak belirteyim.
New Woey Loy Goey 'de yediğim etli wonton çorbası. Hemen arkasında da kadraja girmiş çin çayım ^^

New Woey Loy Goey ‘de yediğim etli wonton çorbası. Hemen arkasında da kadraja girmiş çin çayım ^^ Fotoğraf: itsmuesday

Nereden anlatsam nereden bağlasam bilemiyorum ama bu şehir hiçbir çaba göstermemesine rağmen gönlüme girmiştir…
Tabi ki San Francisco bu kadar bir yazıyla bitmez devamı gelecektir… Bu da bir girizgah olsun…
—–
Bizi, Facebook, Twitter ve Instagram hesabımızdan takip etmeyi unutmayın 🙂
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s